Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - AKPnin Bumerang Cenneti

AKPnin Bumerang Cenneti PDF Yazdır E-posta

“Karşıt” yayınlar AKP’lileri kızdırıyor mu, sevindiriyor mu?

Biraz yakından bakabilenler, AKP’nin memnun olduğunu görürler.

AKP kurmaylarının hesabı yalın:

“Medyanın bize karşı olan kesiminin hitap ettiği kitle belli. Yayınladıkları haberler tamamen doğru, yorumlar yüzde-yüz isabetli bile olsalar, yine de bize zarar veremezler. Çünkü bizim her köşeye kök salmış dinamik siyaset kadrolarımız bu tür haber ve yorumları güdümlü bir kampanyanın iftiraları olarak gösterecek ve kitleleri ikna edebilecek donanıma sahiptir.”

Pek çok AKP’li bu yayınları “durumdan vazife çıkaranlar”ın yönlendirmesi olarak gösteriyor ve avuç oğuşturuyor:

“Aman, bizimle uğraşmaya devam etsinler!”  

Erdoğan’ın, geleneksel “milli görüş” çizgisi dışından da ilgi görmesinde bu yayınların katkısı az değil.

“Ee, ne yapalım, haberi görmezden mi gelelim?”

Bu itirazı tartışmadan önce bir kayıt düşmek gerek:

Söz konusu yayınların şu veya bu siyasi hareketi olumlu yahut olumsuz etkilemesi önemli değil. Önemli olan, “tasarlanmış kampanya” izlenimi uyandırabilecek yayınlar yüzünden medyanın yıpranması.

Şu siyasetçinin tahribatını bu siyasetçi onarabilir...

Ancak, nicedir “çatlak”lar veren medya büsbütün kırılıp “dürüst ayna” özelliğini yitirirse kim tarafından, nasıl onarılacaktır?

Şimdi; “Haberi görmezden mi gelelim?” itirazına bakabiliriz.

Herhalde kimsenin “haberi atlama” çağrısı yapacağı yok!

Sorun; herhangi bir kişi veya kurumla ilgili haberlere, “mal bulmuş mağribi misali sarılmış” izlenimi verip vermemekte.

Söz konusu yayınları yaparken, salt haberciliğin gereğini yerine getirdiğimiz inancıyla hareket etsek bile, böyle bir “izlenim” doğmasını engelleyememenin mesleki özrü yoktur.

Bu yayınlar AKP’ye “bumerang cenneti” sunuyor. Ona ok gibi saplanacağı umulan haber ve yorumlar isabet etmemekle kalmıyor, geri dönüp atanı yaralıyor.

AKP’nin yakaladığı “bumerang verimi”inde gözü olan yok, hayrını görsün.

Gönül, medyanın uğradığı ağır kayba yanıyor.

Geri gelen bumerangın yaraladığı medya, bütün bir toplumun vicdanı olma özelliğini yitiriyor.

Medyaya yakıştırılmadık marifet kalmıyor.

Mesela, bu yayınlardan yola çıkan bazı “meraklı”lar, çarpıcı bir komplo teorisini bütün ülkeye yayıyorlar:

“Gazete ve televizyonların AKP karşıtlığı, gerçekte bu partiyi güçlendirmek için tasarlanmış bir programdır.”

Bir yanda “durumdan vazife çıkarma” teorisi, bir yanda bu.

Bağdaşıp bağdaşmamaları kimin umurunda? Çelişkilerin yoğunluğu, medya adına olumsuz etkiyi azaltmıyor ki.

Bu tür komplo teorilerinin ne kadar yaygın olduğunu bilmiyorsanız, hemen gülüp geçebilirsiniz.

Gelişmiş demokrasilerde de medyanın şu veya bu derecede yönlendirildiğinden kuşku duymayanlar bile böyle komplo teorilerini çocuksu bulabilirler.

Ancak kim, bu ve benzeri yakıştırmaların estirdiği kara rüzgarlardan ötürü medyanın uğradığı tahribatı küçümseyebilir?
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan