Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Ankara ve Brüksel yol ayırımında

Ankara ve Brüksel yol ayırımında PDF Yazdır E-posta
Geride bıraktığımız bayramın gürültüye giden gelişmelerinden biri, Başbakan Erdoğan’ın kullandığı bir cümleydi:-Irak bizim için AB’den önemli...Baykal, Erdoğan’dan sadır olan her sözde bir yamukluk arama alışkanlığını burada da sürdürmüş, herhangi bir gerekçe ifade etmeden ‘olmaz, istemezük’ tepkisini peşinen tekrarlayıvermişti.Doğrusu Başbakan da niye Irak’ın AB’den daha önemli olduğuna ilişkin herhangi bir tamamlayıcı açıklama yapmamıştı. Oysa Baykal şöyle sorabilirdi:-Ne demek bu? Hani AB bir uygarlık projesiydi? Irak ne açıdan böyle bir hedeften daha önemli hale gelmiştir?Erdoğan’ın bu sözü ‘öylesine’ ağzından kaçırdığını düşünmek işin kolayı... İlle de eleştirmek için bir şey söyleyeceksek, ‘Erdoğan, hükümetinin temel siyasi yöneliminde önemli bir değişikliğe gideceği için kamuoyunu hazırlamaya başlamak maksadıyla bu ifadeyi kullandı ama meramını çok kapalı verdiği için murat ettiğini tam olarak gerçekleştiremedi’ diyebiliriz... Yoksa bu söz, Ankara için çoktan kesinleşmesi gereken bir siyasi kararlılığın dışa vurulması olmalı... Zira Irak’ın geleceği Türkiye’yi AB’den bin kat daha fazla ilgilendirmektedir.-Vay efendim, işte bakın görülüyor, bu iktidar ve onun gizli-açık gerici yandaşları zaten Türkiye’nin yüzünü Batı’dan başka yere, özellikle de güneye, Ortadoğu’ya çevirmek istiyorlardı, şimdi takke düştü kel göründü...Meslekten tetikçi veya yürekten devşirilmiş kökten-batıcı kadroların bu önyargısını baştan tasfiye etmemiz gerekiyor:Ciddi bir ülkenin kendisi için bir tek yön belirlemesi ve orayı kıble seçmesi düşünülemez! Kökten-batıcı kafa, bilinçli veya bilinçsiz, garbı Türkiye için bir kıble olarak görüyor ve oradan şaşılmamasını ve oraya sürekli kulluk halinde bulunulmasını istiyor. Bu laikçi putperestliktir. Bizimse ısrarla talep ettiğimiz AB’yi önemseyen ama kıble edinmeyen tavır, başka yeri kıble edinme çağrısı asla değildir. Türkiye, tarihi ve güncel şartları itibariyle kaçınılmaz olarak dünyanın siyasi kıblesi olacak değerdedir. Dolayısıyla Ankara, bulunduğu noktadan her bir yöne, şartların gerektirdiği esneklikte sürekli duyarlı ve bağlantılı olmak durumundadır.Böyle baktığımız zaman Erdoğan’ın ‘Irak AB’den daha önemlidir’ deyişi, aslında kendi hükümetinin baştan beri sürdürdüğü siyaseti değil, tam tersini ifade etmektedir. Zira AKP iktidar olduğu an, sivil siyasetin hâkimiyetini sağlamak ve dini konularda daha rahat bir ortamı geliştirmek için sözde özgürlükçü AB’ye kilitlenmişti. Açıkçası Erdoğan hükümeti, kökten-batıcı medyanın kıble edinmemizi istediği AB’ye tam üyelik sürecini her şeyin önüne koymuştu. Dört yıl boyunca Ankara’nın sayısız taviz vererek koşturmasına rağmen Brüksel neredeyse kesin biçimde ‘seni asla istemiyorum’ deyince, hükümet külahını masanın üzerine koydurtup kafasını iki elleri arasına alarak derin derin düşünmek durumunda kalmalıydı.Erdoğan ‘öylesine’ söylemediyse -ki söylemediğini düşünüyorum- Ankara’nın kuruntulandığı AB’ye tam üyelik hedefinin ham hayal olduğu bir bakıma zımnen itiraf edilmiştir. Böylece Küresel Sermaye ile ittifak çizgisinden Irak üzerinden ABD ile tekrar eski yoğunluktaki ittifak çizgisine geçişin işaretini verilmiştir...Peki, bu yöneliş iyi mi?Eğer, hükümet Brüksel’e yönelirken sergilediği ‘ülkeye kıble edindirme’ tarzını tekrarlamaz, ABD’nin Irak’ta ve bölgedeki uşağı değil de çapının gerektirdiği ölçekte ortağı olabilecek ‘devlet etme’ yeteneğini sergileyebilirse, Ankara yeniden milletin başkentine dönüşme yoluna girer.
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan