|
Geçtiğimiz Salı günü Sabah’ın arka kapağındaki bir haber, her öküzün altında bir buzağı arayanların içine derin “Ağrı”lar oturttu. Nuhun Gemisi ile ilgili haberde, CİA’nın da devrede olduğunu belirten bölüm “kuruntu uzmanları”nın dikkatini çekmiş. Haber, Ağrı dağında Nuh’un Gemisi’ni arama işine yeni bir teknikle devam edileceğini duyuruyordu. Buna göre, yerdeki minik cisimleri bile kaydedebilen uydu (QuickBird = hızlı kuş) kullanılacaktı. Bir paragraf da CİA için açılmıştı: Projenin başındaki kişi Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden Porcher Taylor... Bu zat, CİA’ya bağlı olarak, “Ağrı’nın fotoğraflarını analiz uzmanı” sıfatıyla da çalışmış biri. Ona göre, söz konusu uydu (QuickBird) Ağrı’nın fotoğraflarını çekmeye başladığı zaman, Başkan George W. Bush da Nuh’un gemisinin tam yeri konusunda ikna olacakmış. Gizli servis “jargonu”nunu bilenler için bu “ibare”ler, Başkan Bush’un bilgisi dahilinde Ağrı dağı merkezli bir CİA operasyonunu “ihbar” ediyor. Galiba “kuruntu uzmanları” bu öküzün altında buzağı aramakta çok haksız değiller. Zaten, CİA gibi, dünyayı “iki boynuzu” arasına oturtmaya soyunmuş bir gizli servis söz konusu olduğu zaman her türlü “buzağı” aranabilir. Hele MOSSAD-CİA muhabbetini pek derin sananlar için bu buzağı çok özel de olabilir. Mesela, Hazret-i Musa’nın Tur dağına gidişini fırsat bilen Samiri’nin döktüğü buzağıyı bile aramaya kalkışanlar çıkabilir. Hoş, gizli servislerin “uhrevi istihbarat”a yönelmesinden kuşkuya kapılmak için ille de “kuruntu uzmanı” olmak gerekmez! Komplo teorilerine düşkün olmak da şart değildir. Sade bir vatandaş da, ABD’nin CİA eliyle Ağrı dağında Nuh’un Gemisi’ni aramasını “şüpheli” bir iş sayabilir. “Merkezi Haberalma Örgütü”nün, Nuh’un Gemisi’nden haber almaya çalışmasını anlamak kolay mı? Hikaye eski... Önce, aya ilk ayak basan takımdan bir uzayadamı Ağrı’yı “ayak yolu” yaptı. Sonra da “Ağrı Dağı’ndaki Nuh’un Gemisi”ne ilişkin “efsanevi haber”ler sürüp gitti. Nihayet gemiye benzer bir “arazi biçimi” de keşfedildi. Sahi, ne iştir bu? Kutsal kitaplarda geçen bir “kıssa”yı kanıtlamak ABD ve CİA için dini bir görev mi?! Siz şüphelenmiyor musunuz? CİA niçin devrede? Üstelik devrede olduğu da saklanmıyor. Sık sık önümüze gelen bu temcit pilavı ile ilgili bin tane komplo teorisinin, “kulağı delik” ahali arasında dolaştığını tahmin edersiniz. Bir tanesi “Ağrı-Ararat” bağlantısına odaklanıyor. Buna göre olay, tipik bir tezgah ve ardında “Ermeni hayalleri” yatıyor. Her komplo teorisi gibi bunun da çürük noktası bol. Bir kere, Nuh’un Gemisi’nin Ağrı dağında çıkmasından veya çıkmış sayılmasından Ermeni’lerin neyi nasıl kazanacakları meçhul... Bir başka teori daha çarpıcı: ABD uydu verilerine dayalı tahliller, Ağrı Dağı’nın dünyadaki en zengin elmas yataklarına ev sahipliği yaptığını gösteriyormuş... Güney Afrika’daki “elmas”ı kontrol eden sermaye, daha şimdiden Ağrı için gerekli düzeneği kuruyormuş. En azından Türkiye’nin kendi elleriyle burada elması işletmesinin önüne geçilmek isteniyormuş... Bu zincir uzayıp gider. Doğu ve Güneydoğu’daki “şiddet projesi”nin bile Ağrı dağındaki “cevahir” ile ilgili olduğuna inanan “kuruntu uzmanı” az değildir. Hadi biz “kuruntu uzmanı” olmayalım... O zaman da CİA ile “uhrevi istihbarat” arasında mutlaka mantıklı bir ilişki kurmamız gerekiyor. Ama bu hiç de kolay bir iş değil. Nitekim biz bir “mantıklı bir ilişki” uyduramadık! Bu öküzün altında sahiden bir buzağı olabilir. Belki de bu buzağı, “Sami” soyunun “fırlama” temsilcilerinden biri olan “Samiri”ninki gibi şeytani kutsallığa sahip bir “varlık”tır. Onunki altındandı, bu da elmastan olsun!
|