Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - İcazetlinin gider biri, gelir diğeri

İcazetlinin gider biri, gelir diğeri PDF Yazdır E-posta

Sayın Başbakan’ın iki danışmanı tarafından ABD’de yapılan temasların kaygı ve utanç verici tartışmalara sahne olduğu anlaşılıyor.

Türkiye’de hak ettiği yankıyı bulmayan bu temaslar, muhakkak yakın geleceğin senaryolarına ilişkin ipuçlarıyla dolu. Fakat bize sadece birkaç haber bülteninde araya sıkıştırılan bazı ‘seçilmiş ayrıntılar’ ulaştı. Kaldı ki bu ayrıntıların seçilişi de daha çok ABD şahinliğinin arzuları doğrultusunda gerçekleştiği için orada tam olarak neler yaşandığını bilmemiz -en azından şimdilik- mümkün değil.

Dünkü Milliyet’in haberinden bazı AKP milletvekillerinin sızdırılan bu seçilmiş ayrıntılar yüzünden tepkili olduklarını öğreniyoruz. Özellikle de başbakanın ‘çok özel’ danışmanı tarafından yapılan çağrıya kızıyorlar:

-Bu adamdan (Başbakan) yararlanmayı bilmelisiniz. Devirmeye çalışmak yerine onu kullanın.

Böyle bir cümlenin içerdiği sayısız çirkinliği ve Türk milleti adına ürettiği utancı kahırla yutkunarak şimdilik bir kenara bırakalım; sadece ilan ettiği sıcak gerçeği sorgulayalım:

- ABD şahinliğinin Türkiye’ye yönelik güncel senaryolarından hiç değilse bir tanesi Başbakan Erdoğan’ı devirmeyi hedefliyor.

Bazı ‘kulağı kesik’ yorumculardan dinlediğim hikâyelerin de etkisiyle bu konuda ciddi şüphelerim vardı. Hatta bu sütunlarda işaret etmeye çalıştığım gibi; son bölücü azgınlığın arkasında, ABD şahinliğince Türkiye’ye dayatılmış bir takım taleplerin bulunduğu kanaatim her geçen gün kuvvetleniyordu.

Bu şahinlik ne istemekteydi?

İran’a yapılacak müdahale için Türkiye’nin desteğini.

Pazarlığın yarısı, sivil olmayan ama Türkiye şartlarında pekâlâ siyaset yapabilen üst düzey bir yetkilinin ABD temaslarında bitirilmişti:

-Biz hazırız, siz seçilmişleri ikna edin!

Her şeye rağmen -elde belge olmadığına göre- bu tür şüphe ve kanaatler etrafında geleceği okumaya çalışanlarımızın yanılma ihtimalleri de az değil. Ancak, ‘çok özel’ danışmanın ‘Devirmeye çalışmak yerine onu kullanmalısınız’ demesi, hükümete yönelik ‘şahin oyunu’nun varlığını kanıtlamakla kalmıyor; şartların gerçekten çok ağır, pazarlığın da çok zorlu geçtiğini ortaya koyuyor.

Söz konusu temaslar sırasında bazı şahinciklerin ‘Niye HAMAS ile görüştünüz? Biz PKK ile görüşürsek nasıl karşılarsınız?’ diye yüklenmeleri karşısında ‘çok özel’ danışman beni şaşırtan bir cevap vermesi iplerin nasıl gerildiğini gösteriyor:

-Sanki PKK ile görüşmüyor musunuz?

Bu gergin konuşmalardan sonra ABD şahinliğinin WASP (=Beyaz, Anglo Sakson, Protestan) takımı ile AKP arasındaki köprülerin büsbütün çöktüğünü düşünmek mümkün. O zaman da önümüzdeki ayların Türkiye için çok daha çetin geçeceği yolundaki tahminler kehanet olmaktan çıkıyor.

İktidar uzunca bir süredir bu şahin takımla yaşadığı gerginliğin zararlarından korunabilmek için İsrail’in ve İsrail-sever sermayenin koynuna sığınmış durumda. Hükümetin gerçekleştirdiği özelleştirmelerin önemli bir kısmında söz konusu sermayenin ağırlık kazanması da bu himayenin, Türkiye’ye ve geleceğin nesillerine yüklenen diyeti…

Böyle bir himaye, ABD’nin ağır bir takımı ile çatışma halindeki AKP’nin yaşamasına yeter mi?

Çok zor.

Bu aşamada milletini ve ülkesini sevenlerin asıl gündemi, gidenin yerine kimin geleceği olmalıdır. Türkiye’yi ‘küresel oyunlar’ için bir ‘numaralı masa’ olarak kullananlar, yeni seçeneğin şekillenmesinde devreye girmeyecekler midir? Açıkçası; ‘sicil amirleri dışarıda olan seçilmişler ve atanmışlar hanedanı’ nasıl tasfiye edilecektir?

Türkiye’nin temel sorusu budur. Ancak cevabı nutukla veya yazıyla verilmez. Kalpte ve beyinde oluşur; uygulanır.

Millet, yürekli ve akıllı evlatlarının derin birlik yapacağı günü bekliyor.
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan