Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Kangrenine kayıtsız Türkiye çıbanla savaşıyor

Kangrenine kayıtsız Türkiye çıbanla savaşıyor PDF Yazdır E-posta
Ne mutlu bize! ABD Başkanı Bush ve Dışişleri Bakanı Rice, biraz geç de olsa PKK için gerekeni yapacaklarını bildirdiler. Devlerin doğası zaten budur, öyle hemen harekete geçemezler, değil mi efendim?!Fakat şu şom ağızlı komplocular, şu beyinsiz Amerikan düşmanları yok mu, bakalım şimdi ne diyecekler, ne herze yiyecekler?Hani PKK ABD’nin bölgedeki araçlarından biriydi?Hani Çekiç Güç unsurları PKK’ya yardım etmişlerdi?Hani PKK’nın liderleri ABD ile temas halindeydi?Bu palavraları sıkanlar Bush ve Rice’ın taahhütleri karşısında kıvırtmak için bakalım ne numaralar geliştirecekler?ABD dostumuz, feda olsun postumuz.* Türkiye’nin kocaman ve kodaman medya kuruluşlarını yönetenlerin çoğu, lisan-ı hâl ile daha birinci gün aynen yukarıdaki cümleleri söylemiş sayılırlar. Kuvvetle muhtemeldir ki hemen yarın, ağızlarındaki kiralık dili de aynı hedef doğrultusunda kullanarak aynı söylemleri geliştireceklerdir.Haysiyet nasipsizlerine nasıl anlatabiliriz bilemiyorum.Meselemiz ABD’nin PKK’yı bölgede bir araç olarak kullanıp kullanmaması değildir. En azından kendi adıma söyleyebilirim ki, ABD’nin bölge ile ilgili yönelim ve uygulamalarından şikâyetçi olmaya tenezzül dahi edemem. Şikâyet, samimi veya gayr-ı samimi müttefik diye bildiğimiz büyük gücün kendi çıkarlarına uygun, bizim çıkarlarımıza ters bağlantı ve icraatlarından değildir. Şikâyet içimizdeki işbirlikçilerden, dalalet kurbanlarından ve gaflet sürüsündendir. Elin oğlu kendi büyük hedeflerinin peşinde her aracı meşru görüyor diye ona hakaretle yatışan, tavuğu çalıp götüren çakalın arkasından ağzına geleni söylemekle tatmin bulan zavallılardan olamayacak kadar haysiyet derdiniz varsa ABD’yi kınamayı bile zül sayarsınız.Hazmedilmesi zor olan, 1938’den bu yana hâlâ devlet gibi davranmaya başlayamamışlığımızdır. Tarihini zafer ve hezimetleri ile tanımış, zirveleri ve çukurları ile benimsemiş her Türk gibi kendisini yeneni değil, sürekli yenilmekte olduğu için kendi kendisini sorgular ve kınar. Aramızdaki kültür uşaklarının böyle bir tavrı olamaz. Büyük bir milletin mensubu olduğuna iman etmiş, herhangi bir kültür tarafından devşirilmemiş her okur-yazarın zorunlu hali budur. Aslında böylesine zorunlu bir gerçekliğe vurgu yapmaktan hayâ ediyorum. Zira böyle bir vurgu, hırsızlık yapmamayı erdem gibi gösteren çağımızın ahlâk bilincini çağrıştırır. Fakat ne yazık ki haysiyetsiz aydınların ortalığı kasıp kavurduğu bir hengâmede en basit gerçeklikleri dahi dönüp dönüp tekrar etmek fikri ve milli bir görev halini alıyor.Bu yaygın ve baskın haysiyetsizlik yüzünden, küresel güçlerin yürüttüğü ‘Türk insanının gözünü boyama oyunu’ içimizden akıl almaz yoğunlukta işbirlikçi ve destekçi bulabilmektedir. Yoksa dünyanın gidişatını üç gün izleyen bebeler de bilir ki, küresel oyun oynayan her ülke terör çetelerinden yararlanmaya çalışır; uluslararası mücadelenin acı ve iğrenç gerçeği budur. Bush’un ve Rice’ın Erdoğan ve Gül’ü aramalarını âdeta müjdeymiş gibi okuyucu ve seyircilerine duyuran kodaman ve kocaman medya kuruluşlarımız bir kere daha ‘Türk insanının gözünü boyama’ manevrasının öncü birlikleri gibi davranmışlardır.Bu oyun, Türkiye’yi çıban korkusu ile kilitleyip yakalandığı bölücülük kangrenine kayıtsızlaştırarak karşı köklü, derin ve uzun vadeli tasarılar geliştirmesini engelleme manevrasından ibarettir.Türkiye’nin çapını bilenler için PKK sadece çıbandır, asırlık ayrılıkçı dış tezgâhla geliştirilen duygu, fikir ve çabaların bir bölgemizi fiilen federatif bir yapıya kadar getirmiş bulunması ise kangren... Kandil dağına veya herhangi bir çete üssüne yapılacak herhangi bir müdahale, pek çok siyasetçi ve askerin görmediği veya görüp de gereğinde uzlaşamadığı ‘Türkün gözünü boyama oyunu’nu gizlemekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan