|
Bugün inanamadığım, daha doğrusu inanmak istemediğim, ayrıca acilen yalanlanmasını arzuladığım bir iddiayı sizinle paylaşmak istiyorum. İsmini ancak ilgililere açıklayabileceğim bir okurun iletisi şöyle başlıyor: -Halimize bakın. Duyduğum zaman karnım çekildi, tansiyonum yükseldi. İddia ediyorum siz de sinir olacaksınız... Öykü doğruysa okur hiç de abartmış değil; hâlâ inanamamakla beraber benim de tansiyonum yükseldi. İleti devam ediyor: (………köy’de yaşıyorum. Balkonumda kocaman bir Türk bayrağı asılı… İki hafta önce kapı çalındı ve bir uzman çavuş, iki er geldi. ‘Buyurun’ dediğimde ‘derhal o Türk bayrağını indirin’ dedi. Ayağım titredi ve ‘neden’ diye sorduğumda uzman çavuş ‘Türk bayrağı bölgede yaşayan PKK sempatizanları için tahrik unsuru oluyor da ondan’ dedi. Çok sinirlendim; ‘burası benim vatanım ve bayrağı indirmiyorum. Hiçbirinizin gücü bu bayrağı indirmeye yetmez‘ dedim. Direnince beraber karakola gittik. Karakol komutanı olduğunu sandığım üsteğmen ile önce tartıştık. Sonra ‘Ben haberciyim, bunu haber yapacağım’ deyince ‘Tamam bayrak kalsın ama bunu haber yapma, konuyu burada kapatalım’ dedi. Aklıma geldikçe kanım çekiliyor. Ben o bayrak için Güneydoğu’da askerlik yaptım. Şimdi bana bayrağı evinden indir diyorlar. Anlattıklarım bitmedi…… Bu satırlar karşısında -kudurmuş bölücüler hariç- herhalde herkesin kanı çekilir. Ancak günümüzde özellikle internet üzerinden kamuoyunu yönlendirmek için ne kadar yaygın ve karmaşık oyunlar oynandığı da ortadadır. Bu yüzden sahte bir isimle, sırf ordu düşmanlığı yapmak veya çeteyle mücadele eden güçlere bağlanan umutları kökünden kazımak için dahi böyle bir ileti tezgâhlanmış olabilir. Yahut doğrudan doğruya ‘Kürt ile Kürt olmayanı’ kırdırma tasarısı için de böyle bir oyun oynanabilir. Kısacası her ihtimalin gerçeklik payı var. Bununla birlikte anlatılan hikâyenin tamamen gerçek olması da imkânsız değildir. Olur mu öyle şey?! Çete mensupları Genel Kurmay Başkanı’nın kahvesine zehir katabilecek kadar yakınlara sızabilmiş olduğuna, siyasi gücün en tepe isimleri arasına kadar sokulabildiğine göre her şey mümkün! Türkiye eğer devlet ise birileri bu isim ve bir İstanbul varoşu olan bu ‘….köy’ hakkında bilgi alıp araştırır ve gereğini yaparlar. Okur ise şüpheciliğimizi bağışlasın; temennimizi de anlayışla karşılasın: Allah’tan dilerim ki, bu hikâye tamamen hayal ürünü olsun! Denebilir ki: -Bu kadar kuşku yaşarken böyle bir hikâyeyi sütununa niye aldın? Haklı bir soru… Ancak belirttiğim kuşkular, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet olmaktan çıkarılmışlığından kaynaklanmaktadır. Bir ülkede devlet varsa böyle kuşkulara yer yoktur. Peki Türkiye şu an devlet midir? Bu sorunun cevabını sayın başbakanımızın konu ile ilgili yorumunda arayalım! Hatırlayacaksınız, PKK maşası kullanılarak son iki hafta içinde belli başlı şehirlerimizde sergilenen devletsizlik görüntüleri üzerine sayın başbakan ne buyurmuştu? Özetle ‘hükümetimiz, PKK’nın yıllardır bölgede istismar ettiği sıkıntıları gidermeye başladığı için bunlar yaşanıyor’ dememiş miydi? Türkçesi; başbakan ‘bu olaylar, biz memleketi çok iyi idare ettiğimiz için oluyor’ demeye getirmemiş miydi? Allah aşkına, o devletsizlik manzaraları karşısında ülkenin bir numaralı siyasi sorumlusunun övünebilmesi, insanın kanını dondurmaz mı? Siyasetin bu mantıkla yapılabildiği bir ülkenin devlet olması mümkün mü? Böyle bir ülkede, bir karakolun bayrak indirtmeyi ‘terör önleyici bir tedbir’ sayıp uygulamaya kalkışması imkânsız mı?
|