|
Kemalist ile Atatürkün karşıtlığı |
|
|
|
|
Dünkü yazım üzerine kısa bir ileti yollayan okur Necmettin Yurtseven ‘Kemalizm’i Atatürk’ten nasıl ayırdığınızı öğrenmek isterim’ diyor.Oysa ben bu farkın çok açık şekilde ortada olduğunu, o kadar ki Kemalist geçinenlerin bile gerçekte için için bunu bildiklerini düşünüyordum. Fakat yine de bu bahiste söylenecek çok şey olduğu muhakkak.Bir kere Kemalizm dolaylı biçimde şunu söyler:-Türk milletinin Atatürk gibi birini, hele ondan daha üstün bir şahsiyeti yetiştirmesi yasaktır.Atatürk bile bu milletin daha nice Mustafa Kemal’ler yetiştireceğini söylerken böyle bir toplu şartlanma ve şartlandırma ortamının hazırlanması, geliştirilmesi ve yaşatılması, herhalde Türkiye’nin çok akıllı bir düşmanı tarafından üretilmiş ve kotarılmış bir tasarıdır.YAŞ kararı ile emekli edilen bir asker dostumun başından geçen olay Kemalizm’in yapay ruhunu okumak için yeterli:Dostum, adım gibi bildiğim milli duruşu olan bir asker... Sadece sufi yanı var ama laiklik yobazlarının haklı-haksız saldırdığı ‘Siyasal İslâmcı’ tarikat veya cemaat bağlantısı yok. Kendi halinde, sağlıklı, uygar, laik bir tasavvuf meraklısı... Her nasıl olmuşsa YAŞ infazı onu da çok sevdiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nden erken yaşta koparıyor.Bu uygulama kesinleştikten sonra vedalaştığı askeri öğrencilerine diyor ki:-Arkadaşlar Atatürkçü değil, Atatürk olmaya çalışın...Arkasından da saygı ve sevgi beslediği komutanlarıyla vedalaşıyor. Bunlardan biri ile aralarında şu konuşma geçiyor:-Seni çok takdir ediyordum, üzüldüm; ama sahiden Atatürk karşıtı imişsin... -Nee? Atatürk karşıtı mı? O da nereden çıktı?-Çocuklara demişsin ya, ‘Atatürkçü olmayın’ diye...-Ben sadece ‘Atatürkçü olmayın’ demedim, ‘Atatürk olmaya çalışın’ dedim.-Ee canım aynı şey... Kimse Atatürk olamayacağına göre, ‘Atatürkçü değil Atatürk olmaya çalışın’ demek, asla ‘Atatürkçü olmayın’ demektir.Tabii ki bu öyküden bir genellemeye gitmiyorum.Sadece ‘Kemalizm’in yapay ruhu’ hakkında tanım değerinde bir örnek bu.Tekrarlayacağım; Atatürk’ün ölümü ile birlikte Türkiye’nin devlet olmaktan çıkartılması, İnönü’nün çapsızlık, gaflet ve dalalet -herhalde ihanet değil-devrinde gerçekleştirilmeye başlanmış bir Anglo-Sakson senaryosudur. Menderes döneminde Türkiye’nin mandalaşması daha da pekiştirilmiş, sonrasında ihtilaller de dâhil her aşamada devlet olma halinden biraz da uzaklaştırılmışızdır. Fakat Kemalizm düzeneği, İnönü dönemi tasarısı değil, DP ile Türkiye’ye ve Türk milletine yutturulmuş bir uyuşturucudur.Kemalizm bir uyuşturucu olmasaydı, sabah akşam Atatürk üstüne eğilmiş gibi yapan, onu öğrenmeye ve anlamaya çalışan askerlerimiz içinden Gazi’nin kurmaylık çapını ve stratejik dehasını az-çok çağrıştırabilen komutan ve devlet adamlarının çıkması gerekmez miydi? Üç buçuk defa devlete nizam verme aşamasına gelecek kadar siyasete müdahil olabilen askerlerden hangisinde, Atatürk’ün tırnağındaki kadar stratejik bakış ve geniş ufuk vardır? 27 Mayıs’ın simgesi Cemal Gürsel’de mi, 12 Mart’ın Memduh Tağmaç’ında veya Faruk Gürler’inde mi, 12 Eylül’ün Kenan Evren’inde mi, 28 Şubat’ın Çevik Bir’inde mi? Kuru Kemalizm nutukçuluğu yapa yapa askerden ve toplumdan Atatürk’ün hakikatini, hatta hayalini bile tasfiye etmeye çalıştık. Türkiye yeniden kendini geliştirme, daha ileri düzeyde örgütlenme ve tekrar devlete dönüşme imkânını bulacaksa -ki mutlaka bulacaktır- bu ancak ve ancak, laikliği din düşmanlığı ile karıştıran Kemalistleri Atatürk’ün ve yakın tarihin yakasından düşürmeyi başardığında olacaktır.
|