|
Organ bağışı görünürde yüksek insanlık ülküsünün bir yansımasıdır. İlginçtir ki, ‘bağış’ yaygınlaştıkça, organ mafyası ile ilgili şüphe ve şikâyetler azalmamakta, aksine artmaktadır. Sanki bu ‘yükseltilen değer’, ölümsüzlük kuruntusundaki çağdaş Karunların, ihtiyaç anında herhangi bir insan organını satın alabilmelerini sağlamayı kolaylaştırmaktadır. Tabii arada sağlık ve sosyal güvence mekanizmaları sayesinde organ bağışından yararlanabilme imkânı bulan birkaç sıradan insan da çağdaş bir vahşetin tesellisi (!) olmaktadır Acaba organ bağışı yükseltilen değer olmasa bu işin mafyası şimdiki kadar yaygınlaşabilir miydi? Bütün dünya devletleri uyuşturucu ile mücadele ettiği veya eder göründüğü halde beyaz zehir mafyası nasıl hayatını ve gücünü sürdürüyorsa organ çeteleri de her şeye rağmen her hasta Karun için ‘insan parçası’ bulabilmektedir. Şu veya bu Karun’un kendisi veya yakını için durum ivedilik kazandığı zaman, işin mafyasının sokaklardan çocuk kapmasını kim ve hangi düzenek önleyebilir? Organ mafyasının var olmadığına ilişkin resmi, yarı resmi veya gayrı resmi beyanlarla sık sık karşılaşırız. Özellikle mülki ve adli yetkililer ‘organ mafyası yoktur’ demeye teşnedirler. Nitekim kısa süre önce ölü olarak bulunan bazı kayıp çocukların ölü olarak bulunmasından sonra ‘organ mafyası’ gündeme gelince yalanlamacılar ‘yalancı Hızır’ gibi yetiştiler. Şüphesiz bu tür inkârların ardında halkın paniğe kapılmaması gibi karşı çıkılamaz gerekçeleri anlaşılmaz değildir. Ancak ürkütücü olan, bazı yetkililerin gerçekten de organ mafyası diye bir örgütlenmenin olamayacağına inanmalarıdır. Oysa bir çocuğun herhangi bir sokaktan kaçırılması için ille de oralarda organ mafyasının örgütlenmiş bulunması gerekmez. Okyanus ötesinden bile gelip çocukları kaçırabilirler. Üstelik bu amaçla kaçırılan çocukların cesedi bulunmaz. Zaten bulunan cesetlerde böyle bir belirtiye rastlanmaması, ortada organ mafyasının var olmadığını değil, sadece o çocukların bu amaçla kaçırılmadığını gösterir. Meseleye felsefi ve ahlâki boyutluyla yaklaşmayan yetkili ve sorumluların bu büyük tehlikeye karşı üretebilecekleri hiçbir çözüm yoktur. Kapitalizm ‘benim sonsuza kadar ve sonsuz bir imkân denizi içinde yaşayabilmem için ötekinin öldürülmesi gerekiyorsa öldürülür’ diyen insanlar üretip dururken organ mafyasını aramak da bataklıkta sinek avlamaktan başka ne anlama gelir? Kapitalist bireyciliğin tanımı vahşi bir uygarlık çerçeveler: -Uygar ve gelişmiş insan olarak benim çıkarım için bütün barbarların gerekirse her şeylerini kaybetmeleri doğaldır. Bunu sadece su israfı bile ispatlamaya yeter. İnsanlığın susuzlukla karşı karşıya olduğunu bile bile sorumsuzca israfa devam eden varlıklı adamı herhangi bir organ mafyası liderinden çok daha erdemli saymamız için çok güçlü bir sebep var mıdır? İnsanı sevmek en azından bireyin refahından fedakârlık yapmayı gerektirir. Oysa kapitalizm, başka herkesin mahvına sebep olsa bile kendi refahından fedakârlıkta bulunmamayı düzenler. Zira bu hortlak tüketimi sürekli arttırmadıkça tükeneceğini bilir. Bu kökten tüketici ve tükettirici kültürde sömürülmeyecek ne olabilir? Masumiyet, kutsiyet, doğa, çocuk, hangisi? Kapitalist bireyin zihniyetinde sömürünün sınırı olmadığı içindir ki Karunlara özel çocuk pornosu üretilmekte, bir tür sübyan ve bebe çiftliği niteliğinde şehirler ve ülkecikler oluşturulmakta, doğrudan anne rahminden çıkarılmış ceninler kozmetik malzeme yapılabilmektedir. Böyle yaratıkların, organ mafyasını var edecek ve yaşatacak siparişlerde bulunmaları şaşırtıcı mı? Organ bağışını meşru kılan düzenlemelerle birlikte, kapitalist tanrıların emriyle ‘yükseltilen değer’ üretme merkezi olan medya, esasen çağdaş vahşet sektörünün gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Böyle bir sorguyu ancak kapitalizmin havarileri komploculuk sayabilir.
|