Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Küresel şüphe günü

Küresel şüphe günü PDF Yazdır E-posta

Küresel şüphe günü

11 Eylül’ün ilk yıldönümü vesilesiyle hepimiz, merakımız ölçüsünde haber ve yorum bombardımanı altında kalacağız. Tabii, kayıtsızlar ve kaygısızlar dışında herkesin kafası bir kere daha karışacak.

Yorum ve haberler komplo teorileri ile iç-içe geçecek...

Özellikle dişli ve büyük gizli servisler bu yıldönümü çerçevesinde işlerine yarayacak yayınların yapılması için gerekli hazırlıkları çoktan yapmışlardır. Konuyla ilgili haber ve yorum üretimini mutlaka etkileyeceklerdir.

Olabildiğince bağımsız düşünür ve gazetecilerin ürünlerine de yeterince fesat karıştırabilmek için çaba gösterecekleri kesindir.

Bütün bu gayretler, meraklı kişilerin ikna olmasına yetecek mi?

Herhayte yetmeyecektir.

Kennedy’yi gerçekte kimlerin ve niçin öldürdüğü konusunda ne kadar ikna olmuşsak 11 Eylül olayı için de o kadar ikna olacağız.

Bu korkunç -ve acaip- eylemle ilgili iki adet “merak giderme” yolu var.

Ya resmi açıklamayı benimseyeceksiniz veya “kayda değer” birkaç komplo teorisinden birini seçeceksiniz.

Resmi açıklama “El-Kaide yaptı” diyor. Komplo teorileri ise MOSSAD, BND (Alman gizli servisi) ve hatta CİA etrafında dolaşıyor. Kimine göre ise bu ve benzeri örgütleri de maşa gibi kullanarak dünyayı yöneten daha üst gizli yapılanmalar var ki, iş onların marifeti.

Hiçbiri tek başına beyninizi tatmin edemiyor.

O zaman da “Bu açıklama ve komplo teorileri içinde en zayıf olanı hangisi?” diye yaklaşma ihtiyacı duyuyorsunuz.

Doğrusu “resmi fail” Bin Ladin çok çürük duruyor. Hatta en aşırı yorumlar içeren komplo teorilerinden bile çürük.

Bin Ladin ve El-Kaide böyle bir iş yapmaz diye değil elbette! Aksine, ellerinden gelse daha da korkuncunu yapabileceklerine kuşku yok. Ancak, herhangi bir gizli servis katkısı ve iç destek olmadan böyle bir eylemi gerçekleştirebilmek imkansız! Nitekim kimse de “resmi fail” konusunda ikna olmuş değildir. Çünkü, Bin Ladin’in bir vakitler CİA ile bağlantılı olduğu kesin. Bununla birlikte resmi açıklamanın işaret ettiği “fail”in genel kabul gördüğü de bir gerçek.

Malum, resmi açıklamanın sınırlarından itibaren hemen komplo teorilerinin mayın tarlası başladığı için haberciler ve yorumcular kolay kolay genel kabulün dışına çıkamaz. Oysa aramaya çıksanız, resmi açıklama ile tamamen ikna olmuş kimseyi bulamazsınız. Ama aksini iddia etmek için hayalgücünüz, mantığınız ve ortalıkta dolaşan komplo teorilerinden başka somut veri bulunmadığı için ileri süreceğiniz bir “fail” yoktur.

Herşeye rağmen, “resmi senaryo” ile ikna olmadığını rahatça ortaya koyan haber ve yorumcular da az değil. Özellikle İngiltere başta olmak üzere bazı Batı ülkelerinde “küresel çete”lerin mutlak denetime alamadığı bir kısım yayın organları cesaretle resmi açıklamaya ters düştüler. Onların da ellerinde kanıtlar yoktu ama Bin Ladin’in ve El-Kaide’nin tek başına bu işi beceremeyeceğini, olayın arkasında büyük gizli servislerin bulunduğunu ima etmekten geri durmadılar. Tabii bu, Arap dünyasındaki “karşıt görüş”lerle benzer değerde görülecek bir “aykırılık” değildir. Onların ve diğer İslam ülkelerinin içinden yükselecek tepkilerin, haklı temelleri olsa bile pek itibar görmeyecekleri açık. Önemli olan, Batı’da hala, “küresel çete”lerin yüzde-yüz hükmedemediği bazı yayın organlarının bulunmasıdır. İnsanlığın geleceğine yönelik iyimser duygular taşıyabilmek için belki en temel dayanaklardan birini de bu organlar oluşturuyor.

11 Eylül en azından şüphe günüdür.

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan