Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Manavgattan Türkiye fotoğrafı

Manavgattan Türkiye fotoğrafı PDF Yazdır E-posta
Türkiye’yi çok iyi idare ettiğini söyleyen -belki gerçekten de öyle inanan- iktidarın iddiasını memleketin çeşitli yörelerinde yaptığım gözlemlerle sorguladıkça ikircikte kalıyorum: Ya bu kamuoyu yoklamaları büsbütün tezgâh yahut benim algılamamda büyük bir çarpıklık var. Yoklamaların büyük çoğunluğu AKP’yi ilk seçimde aldığı oyların yukarısında gösteriyor, CHP hariç ötekileri de yüzde 10’un altında kalıp sandığa gömülmeye aday ilan ediyor.Sanki semadan sarkan bir talimatla Türk toplumu, ABD ve İngiltere gibi iki partili bir sisteme koşuyor! Tamam; henüz muhalefetin ciddi bir seçenek dalgası yaratmadığı doğru... Fakat buna rağmen AKP’nin çok büyük bir oy kaybına uğramakta olduğunu, hele işleri iyiye götüreceğine ilişkin inancın eridiğini, ölçüm yapmaya çalıştığım her yöre gibi Akdeniz’de gördüm. Manavgat Belediye Başkanı olan arkadaşım Zeynel Şenol’un şirin bir ‘asma köprü’ açılışı için yaptığı davet üzerine bir buçuk günlük güney gözlemleriyle diğerlerini harmanlayıp bir sonuç çıkardım:En son fındık olayı ile birlikte Karadeniz’de de karaya oturan AKP Ege’de ve Akdeniz’de çiftçinin çaresizliğini izlemekten başka bir şey yapamıyor. İç Anadolu köylüsü de umutlu olmadığına göre iktidarın hâlâ en yüksek oy oranına sahip görünmesini sağlayan nedir?Birincisi; teşkilâtın ‘Milli Görüş’ten gelme omurgasının çok iyi çalışması ve iktidara bağlı belediyelerle birlikte kayda değer bir şeyler götürmesi ve vermesidir. Bu da büyük şehirler için özellikle varoşlarda güçlü olmak demektir. Taşrada da kasaba insanının bu etkinlik sayesinde partiden kopmaması kısmen sağlanabilmektedir. Bir de, ‘yıkılmadım ayaktayım’ efsanesi olarak gördükleri ve gurur duydukları Tayip Erdoğan uğruna çok gerekirse başörtülerini çıkarabilecek veya yakınlarının başlarını açmasını anlayışla karşılayabilecek yapıdaki, ‘İmam-Hatip’ kültür ve ruh haliyle kendilerini ‘Türkiye’nin zencileri’ hissede-gelmiş çevreler, AKP için hâlâ bir kale gibi ayakta durmaktadır.Buna ayrıca, ayrılıkçı siyasilerin ülke barajı altında kalmaları sayesinde seçilmiş sayılarak Meclis’e giren ‘ziyade’ vekilleri, hayali olarak ortalama yüzde 30 civarında oy aldığı faraziyesini ekleyelim.Böylece; yalancı güreşin elense deneylerinden ibaret kamuoyu yoklamalarında çıkartılan iktidar payına ulaşmak mümkün mü?Doğrudur; hâlâ birinci parti durumunda ama asla yoklamacıların dayattığı oranlarla değil.Manavgat’tan ülkenin genel fotoğrafına bakarken maalesef insan ülke adına pek çok fiyaskoyu ve acı gerçeği elle tutar gibi gözlüyorsunuz. Bunlardan biri ‘her şey dahil’ turizmi ile Avrupa’nın pintilerine zararına saltanat sürdüren turizm siyasetimiz... Üstüne üstlük sektörün unsurlarından biri ile büyük alışveriş merkezleri arasındaki yağlı işbirliği yüzünden turistler yöre esnafına uğratılmadan kafile paketleri halinde otellere getirilip götürülmekte, böylece ‘sermaye’ tarafından sergilenen yeni bir halk düşmanlığına daha tanık olmaktayız. Fakat hepsinden ağır bir başka acı gerçek var: Rahmetli Özal’la başlayan Manavgat suyunu satma işi 150 milyon dolarlık kazık olarak Akdeniz’in kıyısından bakacak olan Türklere pis pis sırıtıyor. İsrail önce hemen alıcı gibi bu yatırımı yaptırıyor, sonra da ‘Türkler suyu nasılsa gemilerime yükleyip taşıyabileceğim yere kadar getirdiler, istediğim fiyata ve istediğim şartlarla satmaya mecburdurlar’ deyip yan çiziyor. (DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu’nun bu yatırımı hiç değilse kendimiz için değerlendirilebilir kılma çabalarının sonuç vereceğini umuyorum.) Orada 150 milyonluk ölü yatarken, dünyanın en zengin su ilçesi Manavgat, MHP’li olduğu için merkezi idarenin başarısızlığa mahkûm etmek istediği belediyenin gayretlerine rağmen susuzluk çekebiliyor. İşte yatırımın Türkiye’yi tarif eden simgesel anlamı:Çeşmeyi yaptıran, çeşmenin başında ağzı bağlı olarak susuzluk işkencesi çekiyor, bir yatırıp bin kaybediyor...(Cumartesi günü konu edindiğim paşanın soy ismini yanlış yazmama yol açan dikkatsizliğim için özür dilerim.) 
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan