Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Mehmetçik Lübnana ama nasıl?

Mehmetçik Lübnana ama nasıl? PDF Yazdır E-posta
İsrail’in Lübnan’a saldırıları, Türkiye’de hangi aydınların su katılmamış hain ve işbirlikçi, hangi aydınların yükseltilen değer bülbülü ve hangi aydınların da gerçekten özgür düşünceli olduklarına ilişkin şaşmaz bir gösterge değeri taşıyor. Çaresizce izleyerek kahrımızı bağrımıza gömdüğümüz böylesine korkunç bir vahşetten çıkarılabilecek biricik ders burada. Özellikle Lübnan için düşünülen ‘Uluslararası Barış Gücü’ fikri ile ilgili tavır ve tavsiyeler, hangi aydının Türkiye için özgürce isabetli olanı aramaya çalıştığını, hangisinin küresel veya bölgesel manevraların tetikçisi olarak hizmet vermeye gayret ettiğini çırılçıplak ortaya koymaktadır.Bir kere ‘ABD ile beraber Irak’a girmediğimiz için tarihi fırsat kaybettik, bu sefer bari akıllı davranalım’ diyenlerin ya dalalet, ya ihanet veya gaflet zebunu olduklarında şüphe yoktur. Maalesef bu utanç verici ‘Irak’a girememişlik’ vahlanışı, bazı milliyetçi okur-yazar ve bürokrat ile katıksız batıcılarımızın ve Amerikancılarımızın ortak gaflet ve dalalet alanını oluşturmaktadır. Belki bin defa yazı ve sözle ilan ettiğim bu SİYONİST-NEOCAN yalanı üzerine kurulu tezi bir kere daha buruşturup çöpe atayım:Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak’a girmesi zaten mümkün değildi. Çünkü Kuzey Irak’taki Kürtler gibi Türkiye’deki bölücülerin istemediği böyle bir gelişmeye İsrail de şiddetle karşı duruyordu. Böylece ABD’nin bizimle müzakere eden unsurları, Türkiye’nin Irak’a ancak bölgedeki Kürtlerin razı olabileceği şekilde girmesinin yollarını bulmaya çalışmıştı. Meselâ Kerkük ve Musul’un semtine bile uğrayamadan Basra’ya, Şiilerin arasına... (Ayrıntısını merak edenler Orhan Can’ın Çelik Savaşları isimli kitabına bakabilir, mutabakat metnini inceleyebilirler.) Üstelik bizim Irak’a girmemiz, her şeyden önce Güneydoğu’muzu da resmi ABD’nin işgaline bırakma şartı ile mümkündü. Ayrıca böyle lanetli bir işbirliğinden elde edilecek hiçbir çıkar Türk milletinin kendi eski eyaletine ve Arap kardeşlerinin topraklarına işgalci ana gücün yamağı olarak girmesinin utancına değemezdi. Kim ne derse desin, böyle vahşi bir işbirliğini bize yakıştıran ve bunu kaçırılmış fırsat sayarak teessüf belirtebilen kişi, doğrudan Oğuz Kağan’ın torunu bile olsa karakter ve haysiyet itibariyle asla Türk milletinden olamaz.  Böyle bir işbirliğini ancak su katılmamış batıcı ve Amerikancı zevat ile yalnızca sömürge toplumunda görülebilecek türden yamaklık dürtülü milliyetçiler hazmedebilirler.Bu çerçeveden sonra Lübnan için söyleneni sorgulayabiliriz.-Efendim Irak’taki fırsatı kaçırdık bari Lübnan’dakini kaçırmayalım...Allah’tan Irak girememişliğimiz faslında Amerikancılarla ortak düşünseler bile şimdiki öneriyle Türk askerinin Lübnan’da yamaklık etmesi fikrini benimseyen milliyetçi yok.Gelelim hükme:Lübnan’da ‘Uluslararası Barış Gücü’ oluşturulmalı ve Türkiye katılmalı mı?Hem ‘derhal evet’, hem ‘derhal hayır’ diyorum.Lübnan’a barış götürmeye mutlaka evet! Fakat Lübnan’a uluslar arası güce kesinlikle hayır.Bu durumda, söz konusu çözüm önerisi ile ilgili olarak Türkiye’ye çağrı yapıldığı takdirde ülkemi temsil edenlerle karşı tarafa arasında geçecek bir tek diyalog vardır; o da şöyledir:-Buyurun Lübnan için Uluslararası Barış Gücü oluşturalım.-Türkiye olarak benim katılmamı istiyor musunuz?-İstiyoruz.-O zaman kenara çekileceksiniz; tek başıma geleceğim, barışı kuracağım. İster BM adına, ister NATO adına, ister ‘Uluslararası Toplum’ dediğiniz küresel ağalar birliği adına! Ha, gerek görürsem yanıma ek güç isteyebilirim ama sürecin hiçbir aşamasında komutayı paylaşmam. Her türlü hukuki ve ahlaki denetime açık olarak Lübnan’da barışı tesis ederim... Aksi bir öneriyle kapımı çalmayın...Başka bir ihtimal var mı?Başka ihtimal, ‘ne haliniz varsa görün’ cevabından ibarettir.
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan