Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Müjde, ABnin sopası meşe değil, huş

Müjde, ABnin sopası meşe değil, huş PDF Yazdır E-posta

Ne zaman AB üstüne tartışmaya katılsam dünyanın en hayırlı değişikliklerini dahi birilerinin zorlamasına borçlu olmayı reddederim. Haysiyetli insanın, kendisi için iyi olduğuna inandığı bir işi, birilerinin sopası ile yapamayacağını söyledikçe de içimizdeki AB havariler kem-küm ederler:

-Ha, hı, yani evet ama ne yapalım, beceremiyoruz, bari başkalarının dayatması ile de olsa bu değişiklikleri hayatımıza geçirelim.

Ne demektir bu?

-Kardeşim varsın haysiyetsizlik olsun, ben yine AB tarafından kovalanıp kamçılanarak istedikleri değişiklikleri yapmaya razıyım.

Ben değilim ve olmayacağım.

Kaldı ki böyle ittire kaktıra yaptırdıkları değişikliklerin kâğıt üzerinde kalacağı ve bizim insanımızın hayatını daha iyileştirmekten çok, AB’nin ve cümle sömürgenlerin iktisadi ve siyasi dayatmalarına karşı daha dirençsiz hale gelmemizi sağlayacağı bin kez tekerrür eden tarihle sabittir.

Mesele AB’ye karşı olmak veya olmamak meselesi değildir. Mesele haysiyetli olmak veya olmamak meselesidir.

Bu yüzden, iktidar ekâbirini çok kızdıran eleştirilerimin merkezinde AB karşısındaki eğiklik ve eziklikleri olagelmiştir. İyi bildikleri için de hep Fetih suresinin son ayetindeki Müslüman tanımına dikkat çekmişimdir:

-Muhammed (SAS) Allah’ın Elçisi ve onunla beraber olanlar -düşmanlık eden- kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında çok yumuşaktırlar....

Oysa bizim dünkü İslâmcı, bugünkü AB’cilerimiz ise, Kur’an-ı Kerim’deki Müslüman tanımını ters çevirircesine ‘içeride şahin, dışarıda güvercin’ kisvesine bürünmeyi hüner saymaktadırlar. Hatta meselâ Türkiye düşmanı bir Avrupalı milletvekiline pek mülayim ve pek hoşgörülü davranırlarken kendi partilerinin milletvekilini sırf ‘gözünün üstünde kaşın var’ dediği için dokuz köyden kovmaktadırlar.

Muhataplarındaki bu tıynet yüzünden de, en mıymıntı AB’li dahi yüz bulup sürekli Türk hükümetini ve Türkiye’yi dövmeye kalkışmış, bizimkiler ise sanki dayağa müstahak suçlular gibi rica-minnet eğilip durmuşlardır.

Bu tür küstahlıklar karşısında ‘haysiyet lütfen’ diye çağrıda bulunup ‘yahu kendinize gelin; AB’yi çoban, kendinizi ve ülkemizi de sopa ile sürülen zavallılar durumuna düşürmeyin’ dediğimiz zaman öfkeleniyorlardı:

-Ne demek sopa ile sürülmek. Diplomasi dediğiniz böyle bir meslektir; inişli-yokuşlu bir yoldur... Zıtlaşmak kolay, uzlaşmak zordur. Hem yüksek uygarlık diyarı çağdaş ve ileri AB hiç sopa kullanır mı? Çok ayıp...

Oysa bal gibi kullanır ama bize karşı!

Kendi insanına karşı sopa kullanmayı aklının ucundan bile geçirmeyen yüksek (!) uygarlık diyarı AB Türkiye’yi her zaman dövülesi bir ‘yaratık’ olarak görmüş ve görmeye devam etmektedir.

Dilimizde tüy bittiği halde anlatamadığımız bu sopa diplomasisi nihayet dün, adı ve sanı ile belgelendi. AB ülkesi Danimarka’nın Information gazetesi aynen şöyle yazdıB

-Ancak Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanması ve Türkiye ile AB arasında bu konuda bir krizin önlenmesi için buhardan daha fazlasına ihtiyaç olduğu açık. En azından, huş ağacından sopa ile en az bir kez vurmak gerekli...

İşte bütün hikâye!

Çağdaş ve ileri AB’nin, özellikle Türkiye’ye karşı sopa kullanmayı zorunlu gördüğü, kendisini hayvan terbiyecisi saydığı, hükümeti ve dağdaki çobanı ile birlikte bütün Türk milletini sürü yerine koyduğu ortada.

Lakin buna rağmen AB havarilerini memnun etme bahasına milletle birlikte aşağılanmayı hazmedebilen bazı iktidar mensupları sopayı inkâra veya tevile devam edeceklerdir:

-Burada hakiki sopadan söz edilmiyor, mecazi anlamda sopa sözü kullanılıyor. Biraz sert bir diplomasiyi kast ediyorlar. Hem kaldı ki sopa bile olsa, öyle bildiğiniz meşe sopası değil, adamlar özenle ‘huş ağacından yapılmış sopa’ diyorlar. Yani bol etlerimize hafiften vuracaklar... Ne var ki bunda? Mübarek AB yolunda böyle birkaç fiske yesek ne olur sanki?

Yakınlarımızı üzmek bahasına boğuştuğumuz kafa budur.

Haysiyetin seçeneği, haysiyetsizliğin telâfisi yoktur.

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan