Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Mülkün sapık Temeli

Mülkün sapık Temeli PDF Yazdır E-posta

Siyasetçiye yargıç kırmızı kartı bütün demokrasiler için dert, Türkiye için “temel” bir sorun.

Hele bir de yargıç “ihsas-ı rey”de bulunmuş, (yargılamadan önce görüşünü açığa vurmuş)  ise eyvah! 

Yargıç kendi kararını hukuki olmaktan çıkarmış demektir!

Böyle bir durum; eşiyle meşru cinsel ilişkisini, bizzat gerçekleştirdiği bir tecavüz gibi algılayan Temel’in işini hatırlatıyor:

Temel hanımı ile tartışıyor. Kadın çaçaron... Sonunda koca usanıyor:

“Sus, tamam, yeter! Senlan baş edilmez. Ben ki seni ‘bilmem ne yapayirum’, sen yine de benimle konuşiyisun... Beni biri ‘bilmem ne yapsa’ oni vururdum...”

Temel ne yaptığını biliyor; laf altında kalmamak için “alçak” dövüşüyor!

Bir yargı adamı, kararı oluşturma sürecinde iken “ihsas-ı rey”de bulunursa, kutsal hukuk Temel’inki gibi çarpıtılmış olur.

Ortada “ihsas-ı rey” varsa, sonuçta çıkacak yasağın mağduru bizzat yargının kendisi olacaktır. Böyle durumlarda bir Allah’ın kulu, verilen kararın “salt hukuki” olduğuna inanmaz!

YOL KESEYİM DERKEN

Siz istediğiniz kadar “salt hukuki karar” olduğunu savunun. Milyonlarca insan, doğacak siyasi sonuçları, “derin mühendislik büroları tarafından ısmarlanmış kararlar” şeklinde açıklamaya teşne!

Bu durumda kusur sadece yargıya saygısızlık ve güvensizlik içeren hikaye üretenlerin mi olur?

“İhsas-ı rey” böyle teorilere çanak tutmak değil de ne?!

Diyelim ki, toplumun büyük bir kesimi, şu partinin veya bu liderin, bütün rakiplerini kıskandıracak şekilde öne geçmesini, kıskanıyor, hazmedemiyor....

Sonuçta bu lider kırmızı kart görüyor.

O zaman ne olur? Kırmızı kart görenin partisi için bu yasak adeta sıcak para kasasının anahtarı, kendisi için ise tükenmez bir hazinenin şifresi olur!

Hele o, “ikbalin kestirme yolu” olmaktan ileri bir siyasi derinliği bulunmayan siyasi kuruluş ise, kırmızı kart lideri için müthiş bir fırsat olabilir. Böylece kazanacağı zamanı değerlendirip kurumsallaştırıcı politikalar sayesinde “ikbal teknesi”ni gerçek ve kalıcı bir parti haline getirebilir. Kendisi, “adam kıtlığında ikbalin doruğuna çıkan kişi” iken gerçek parti lideri olabilir.

AGRESİF TARAFSIZLIK!

Diyelim ki, böyle bir ihtimal yok da, getirilecek yasak şu veya bu siyasetçi için felaket olacak. O takdirde bile, eğer ortada “ihsas-ı rey” varsa mağdur, yasağın muhatapları değil, bizzat yargının kendisidir.

Yargı adamlığı ilahi bir iş. Beyninde ve yüreğinde tanrısal damarlar bulunmayan yargıç, salt yasaların gereğini yaparken bile, hukuk dışı etmenlerin baskın olduğu izlenimi uyandırmaktan sakınamaz!

Değil büyük bir yargı kurumunun başında olan kişi için, sade bir yargı adamı bile, “ihsas-ı rey”de bulunmak yargıçlıktan vazgeçmek demektir.

Seçimi yönetecek hakem, Erman Toroğlu gibi “saldırgan tarafsızlık” ilkesi ile yorum yapamaz. Demokrasi futbol gibi saldırganlık içeremez!

Ayrıca yargı kararının yasalara uygunluğu her şey değil! Hele insanlığın güç bela üstünde birleşebildiği sayılı evrensel değerle çelişen yasalara uygun olmak ne ifade eder?

Hangi doğal veya yapay etki ile olursa olsun, yargının yargıya ettiğine benzer bir kötülüğü kimse kimseye yapamaz.

Hava, su, ekmek ve adalet.

Başka hiçbir şey olmadan yaşanabilir ama bunlar yoksa, hayat yok.

Mülkün temeli ile hikayedeki “Temel”i karıştırmamalı.
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan