|
Nemrud’un beynindeki sivrisinek Erken seçim sandığı samimiyetsizlik rüzgarında beşik gibi sallandıkça kendimizi 3-5 şiddetinde öncü siyasi depremler içinde buluyor ve Irak çalkantısına kayıtsızlaşıyoruz. Oysa ikinci Irak savaşı patlayalı yıl oldu. İlk atışları daha 11 Eylül 2001’in ertesinde gördük. Bu savaş iki aşamalı. İlkinin sonucuna göre ikincisi olacak veya olmayacak. İlki, İsrail ile ABD arasında olan ki, daha 11 Eylül’den bile önce başladığını düşünebiliriz. Eğer İsrail, Washington’un derin sularında cereyan eden ilk aşamayı kazanırsa, ABD Irak’a saldıracak. Bu bir komplo teorisi değil. Dünyanın, “şahin-güvercin kavgası” dediği dalaşmaya İsrail-ABD savaşı diyoruz, o kadar. “Kuş”ların tünediği yerler böyle dedirtiyor: “Şahin”lerin neredeyse tamamı İsrail Lobisi’nin tellerinde ötüyor. “Güvercin’ler arasındaki müstesna Yahudi kökenlilerin sesleri ise “şahin” gürültüde boğuluyor. ‘IRAK’A SALDIR YOKSA KARIŞMAM’ İsrail ABD’nin yanında sinek gibi. Fakat bu, Nemrud’u kahredenin soyundan! Hikaye malum; Keldani kralının burnundan girip beynine yerleşen sivrisinek ona öyle büyük bir acı verir ki, bunu dindirebilmek için kafasına tokmakla vurulmasını emreder. ABD’nin “şahin”leri, kralın kafasına tokmak indirenlerin işini yapıyor! Washington’un eli kolu bağlı. İsrail’in dışındaki İsrail, küresel lobiler ahtapotu. Bir de “nükleer İsrail” var. Hem de daha 1980’den itibaren... Nitekim 1986 yılında Sunday Times gazetesi, bu ülkenin Dimona tesislerinde ulaştığı kapasite ile dev bir nükleer güç olduğunu dünyanın gözleri önüne sermişti. Stockholm Uluslar arası Barış Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Dr. Frank Barnaby’nin ifadesiyle bu potansiyel, ABD’nin elindeki kıtalararası balistik füzelere eşdeğer... Bütün Ortadoğu’nun bu nükleer cehenneme komşu olarak yaşamasına aldırmayan “küresel ağa”lar, özellikle Avrupa kıtasındakiler, Irak’ın aynı yönde girişimlerini desteklemişlerdi. (İsrail’in bu potansiyeli geliştirmesine eşsiz katkılarda bulundukları gibi.) Şimdi Irak’ı imha etmek için risk almaya hevesli değiller. Ama şahinler, sadece İsrail’in işine yarayacak iki taleple bastırıyorlar: 1) Bu civarlarda muhtemel bir nükleer rakibe tahammül edilemez! Ortadan kaldırılması için ne gerekiyorsa yapılsın! 2) Irak, İran ve Suriye’yi, hatta Türkiye’yi kemende bağlayabilmek için Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulsun! İngiltere hariç Avrupa’nın karışmak istemediği İsrail-ABD savaşı bundan! SAP AYRI, SAMAN AYRI İsrail’in böyle stratejiler geliştirmesi doğal. İster varlığını devam ettirebilmek amacıyla, ister -Yahudi karşıtlarınca tartışmasız her kötülüğün anası sayılan- “Nil’den Fırat’a kadar vadedilmiş topraklar” hülyasıyla olsun! Devlet olgusunda, “varlığını devam ettirme” dürtüsü ile “yayılmacılık” her zaman iç-içedir. “Biti kanlanan” her devlet yayılmaya kalkışır. Siyasi tarih, dün olduğu kadar bugün de alabildiğine vahşi bir “stratejiler rekabeti”nden ibaret... Henüz bu rekabeti “ehilleştirecek” gücümüz yok ama hiç değilse maceranın dürüst gözlemcileri olabiliriz. Tabii bu da, şimdiye kadar hiçbir hayrını görülmediğimiz zavallı “anti-siyonizm” naraları atarak, kralın beynine giren sivrisineğe kökten karşıtlığı meslek edinenlerin harcı olamaz. Velhasıl; sinek murdar değildir. Dünyanın midesini bulandırsa da!
|