|
Saddam, idam ve bayramDevrik Irak liderinin idam edildiğini öğrenince farklı ama çok güçlü olmayan duyguların baskınına uğrayarak neye hükmedeceğimi kestiremedim. Bu sonuç karşısında Saddam dâhil pek çok tarafa yönelik öfke, üzüntü, acıma gibi duyguların girdabına sürüklenmemek için kendi sınavıma tutunmaya çalıştım:-İnsanlığını, Müslümanlığını, Türklüğünü ve Ortadoğululuğunu önemseyen bir birey olarak bana bu olay ne söylüyor? Çocuklarım ‘Baba, sen ne diyorsun?’ diye sordukları zaman vereceğim cevap ne olmalı?Bu noktada İslâm dünyasında gelenekleşen çözüme sığınabilirim:‘Hepimiz yalnız Allah içinizdir ve yalnız O’na dönücüyüzdür.’Herhangi bir ölüm haberini aldığımızda Müslüman olarak Kur’an-ı Kerim’deki bu sonsuz teselli sığınağını hatırlarız.Engin düşünmeye çalışırsak görmeye başlarız ki; bu sığınağa yönelen mümin, ilahi bildirimin kuşatıcılığı ve çağrışımları üstüne bilinçli bir tavır geliştirebilmiş ise meseleyi çözmüş demektir. Bu durumda yüreğe sindirilmiş olmak şartıyla kendime ve çocuklarıma söyleyebileceğim bellidir:-Saddam, sizler, ben ve başkaları zaten Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz. Bilinip kavranabilecek en önemli gerçek, ait olduğumuz ve döneceğimiz Zat’tır... Bundan sonraki en önemli gerçek de dönüşün her kişi için kaçınılmaz olduğudur. Dönüşün öyle veya böyle, şu veya bu vakitte, onun veya bunun aracılığı ile gerçekleşmesi sadece ayrıntıdan ibarettir. Ayetteki bu kuşatıcılığı ve kurtarıcılığı çocukların anlayabileceği dille yansıtıp yansıtamamak ayrı bahis... Mümin kişi, Kur’an-ı Kerim’in ‘Hepimiz Allah’a aidiz, O’nun dilemesiyle ve O’nun için varız ve O’na dönücüyüz’ diyerek sunduğu çok yönlü anahtar sayesinde her türlü ölümün üreteceği duygu kilitlenmelerini açabilmeli ve aşabilmeli. Bu konuda zihnimin müşkülpesentliğine karşı sezgilerim kefalet üstleniyor:-İyi ki Allah içiniz ve iyi ki O’na dönücüyüz. O zaman da Saddam’a ve Saddam’ı astıranlara öfke, üzüntü veya acıma ile yaklaşmıyorum; nihayet herkes döneceği Zat’a dönüyor.Olay karşısında şahsi imtihanımı bu ilahi bildirimle aşmaya çalışıyorum.Öbür tarafta ise alenen bayram eden iki taraf var.Birincisi, şeytana asistanlık yapan Haçlı ve Siyonistlerin oluşturduğu cephe... Ortadoğu’ya görüp görebildiği azami huzur dönemlerini yaşatan Osmanlı’yı -kendi zaaflarının da katkısıyla- kahpece yıkıp yok eden bu cephe küresel melanet sınavında bir aşamayı daha başarıyla geçti. Küresel melanet, yine Kur’anî ifadeyle yeryüzünü bozmak... Bu birinci cephe, Irak’ta akıttığı kanı daha arttırmak için Saddam’ın idamını da ilave bir dinamik olarak maharetle kullandı. Baas sapkınlığının mağduru olan Kürtlerden yargıç seçmekten, infazı Kurban Bayramı’yla zamanlamaya kadar bin türlü muzırlıkla, bizatihi kendi yargı düzeneklerinin fasa-fiso olduğunu dünya ilan eden bu cephe avuçlarını ovuşturuyor: -Yaşasın! Geleceğin Kutsal Nihai Savaş’ını (= Armageddon) yönlendirmede önemli bir adım daha attık. İkinci taraf ise Saddam asıldı diye sevinç gösterileri düzenleyen bir kısım Şiiler... Muhakkak ki bunlar, birinci tarafı oluşturan şeytanın asistanlarına hizmet ettiklerinin farkında değiller. Tamam, Saddam ve avenesi, Şiilere, Sünni Kürtlere, hem Sünni, hem Şii Türkmenlere korkunç zulümler yaptı. Hadi bir insan olarak ‘cezasını buldu’ diyebilir, bir tür intikam tatmini yaşayabilirsin... Hatta gizlice sevinebilirsin de... Fakat düşmanının bile kötü gününe sevinmemeyi gerektiren İslâmiyet’i bütün dünyaya ‘ölümden eğlence çıkartan barbarların dini’ olarak göstermeye hakkın yok.
|