Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Sevgisiz siyaset

Sevgisiz siyaset PDF Yazdır E-posta

Siyasi kadroları başarısız kılan en önemli etkenlerden biri olan sevgi yoksulluğunu aşmadıkça bu alanda “takım oyunu” beklememizin anlamı yok. Sevgi olmadığı sürece gerçek anlamda halis demokratik ilkelerle sistemleşen bir siyasi ortam kurmamız da imkansız. Yalnızca sevgiyle yapılacak fedakarlıklar olmadan demokratik açılımlar gerçekleşemez. Başka türlü hiç kimse kısır çıkarlarını bırakmaz, fethettiği kaleleri geri vermez.

Sevgisizlik de derece derece. Bir yerde kayıtsızlık düzeyinde kalır, bir yerde nefrete dönüşen kıskançlık okyanusu oluşturur.

Siyasi alandaki sevgisizlik bugün nefret boyutlarındadır. Hem de sadece sağdan sola, rakipten rakibe değil, aynı siyasi hareketin çekirdek kadrosunda bile! Hatta daha tuhafı; nefretin içerde daha dehşetli yaşanmasıdır. Sözgelimi, sağ partideki bir siyasetçinin en nefret ettiği kişi, -yakın plandan bakıldığında- herhangi bir sol partideki falanca şahıs değil, bizzat yanı başındaki dava arkadaşı olabilir.

İKİ YÜZLÜLÜĞÜN ZİRVESİ

Biraz eşelerseniz, aynı “dava”yı paylaştığı var sayılan insanlar arasındaki “göstermelik muhabbet”in altından ürpertici bir sevgisizlik kuyusu çıkar.

Hangi siyaset koridoruna girseniz; insanların birbirlerini çekiştirdiklerini görürsünüz. Bu nefret o kadar açıktadır ki, duvarlar bile size tanıklık edebilir.

Hazindir ki bu durumun istisnasını da yok.

İlk bakışta en sıkı disipline sahip parti gibi görülen kadrolardan, en yeni heyecanların paylaşıldığı siyasi oluşumlara kadar hepsi benzeşiyor.

Elbette bu hastalık sadece siyasi kuruluşlara özgü değil. Toplumun bütün katmanlarında derin bir sevgi sorunu olduğu kesin. Ancak, herhalde sevgisizliğin en vahim sosyal sonuçlar doğuranı siyaset alanındakidir.

Buradan aşağı sevgisizlik dalga dalga bütün bir toplumu sarıyor.

Oysa siyaset takım oyunundan sapmanın en hızlı biçimde hezimet getireceği alan. Sevginin olmadığı yerde, sadece kağıt üzerindeki ilkelerle takım oyununu gerçekleştirebilmek ise imkansız. Profesyonel kurallar ve ortak çıkarlar  sevgisizliğin açtığı yaraları kapatmaya yetmiyor.

KAPATILAMAYAN FARK

Bu yargıları kanıtlamak için futbol alanından bir örnek kafi:

Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş idmanlarını gözlerinizin önüne getirerek bir karşılaştırma yapınız.

Göreceksiniz ki, en neşeli ortam Galatasaray’ın idmanlarındadır. Bunu sağlayan temel etken de futbolcuların birbirlerine olan sevgisidir.

Böyle olduğu için de, “takımı oyunu oynamadan” hiçbir yere varılamayan bu alanda ülkenin benzersiz firması Galatasaray’dır.

Şimdi de siyasete bir bakınız:

Gözünüzün önünde canlanan manzara nasıl?

Hangi siyasi partide, birbirlerine sevgiyle kenetlenmiş insanların kadrolaştığını görebiliyorsunuz? Özellikle büyük iddiaları ve büyük geçmişleri olan partilerin sergilediği tablo size içten sevginin coşkusunu yansıtabiliyor mu?

Talihsizliğimiz, kendi aralarında sevgiyi yaşayamayanlarda içten hizmet sevgisini aramak durumunda kalışımızdır. Başka yol da yok; siyasi kadrolardan ısrarla iyilik ve esenlik umut etmeye mahkumuz. Kendi içinde sevgi tılsımı ile birbirlerine bağlanmamış kadroların kalıcı hizmetler üretemeyeceğine adımız gibi emin olmamız bu mahkumiyeti değiştirmez.

Malum, henüz demokrasiden iyisi yok.

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan