Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Teksastan bir şapka gelir bizlere

Teksastan bir şapka gelir bizlere PDF Yazdır E-posta

Sayın Gül ile Sayın Rice görüşmesinden çıkan mutabakatı biliyorsunuz:

-Türk-Amerikan stratejik ortaklığını geleceğe taşıyacak bir vizyon belgesinin hazırlanacak…

Nasıl, çok şey anlatıyor değil mi?

Ne mutlu bize; kızgın ABD’yi getirdik dize!

Vizyon belgesi hazırlanacak…

Lakin hangi vizyon? Tele-vizyon mu, sine-vizyon mu, barko-vizyon mu, yoksa uydu-vizyon mu?

Şüphesiz kapalı kapılar ardında nelerin konuşulduğunu bütün hassas ayrıntıları ile öğrenebileceğimizi umacak kadar saf değiliz. Fakat yapılan açıklamanın sade vatandaş olarak bizlere de bir şeyler anlatmasını beklemek hakkımız. Hiç değilse bu mutabakatın karnındaki boşluğu hayal gücümüzle doldurabilmemizi sağlayacak ipuçlarını elde edebilmeliyiz…

Sahi, ne anlatıyor bu mutabakat?

Meşhur tezkereden sonra, dost-düşman herkesçe ortadan kalktığı -bazı aşırı (!) şüphecilere göre ise hiç var olmadığı- söylenen ‘Türk-Amerikan stratejik ortaklığı’ neyin nesi idi, şimdi ne hale geldi ve acaba gelecekte nerelere uzanacak?

Basın toplantısında böylesi ziyaretlerde yapılması adetten olan beylik açıklamaların tekrarını dinledik. Biricik farklı ve yeni söylem, varlığı en azından tartışmalı, ayrıca içeriği muğlak ‘stratejik ortaklık’ hakkında ‘geleceğe taşıyacak vizyon belgesi hazırlama’ mutabakatı… İçeriği neden muğlak? Stratejik ortaklık teriminden bizim anladığımızla ABD’ninki aynı değil de ondan. Aynı olsaydı ABD’nin –İsrail veya İngiltere ile olan stratejik ortaklıklarına benzemesinden geçtik- en azından Mısır veya Ürdün ile yürüttüğü ilişkileri andırması gerekmez mi?

Stratejik ortaklık varmış da, geleceğe taşınmasını sağlayacak vizyon belgesi eksikmiş, sıra onu tamamlamaya gelmiş!

Bu vizyon belgesi ne ifade ediyor? Bir ihtimal; ‘bakalım devran ne gösterir’ diye beklemeyi, yani hiçbir şey yapmamayı… Bir ihtimal de; ABD’nin bölge senaryolarına Türkiye’nin ne ölçüde ve nasıl katılacağına, daha doğrusu katlanacağına ilişkin bir çerçeve belirlemeye çalışmak…

Eğer bu ihtimali güçlü bulursak soru sağanağı altında kalırız:

Meselâ ABD’nin çeşitli iktidar odaklarından Beyaz Saray merkezli şahinlik ile AKP arasındaki buzların eridiğine hükmedebilecek miyiz? Böylece yeni cumhurbaşkanını seçemeden AKP’yi dağıtmaya yönelik sözde okyanus ötesinden işaretli ve icazetli senaryo taslaklarına bel bağlayanların hevesleri kursaklarında mı kalacak?

Gül ve Rice’in açıkladığı ‘geleceğe taşıyacak vizyon belgesi için mutabakat’ eğer gerçekten yeni bir durum ve içi dolu bir ‘şey’ ise, teknik düzeyde daha önce çalışılmış şimdi resmiyet kazanmış olmalıdır. Bu durumda yine aynı ihtimali gütmeye devam edersek AKP’nin yaptığı son çıkışların ardında acaba okyanus ötesinden gelen daha güncel bir icazet mi vardır? Siyasi açıdan en güçlü olduğu demlerde bile, hakiki anlamda başsız devletimizin öteki yakasına meydan okuyamayan AKP, birdenbire nasıl kükreyen aslan resmi vermeye başlayabilmiştir? Meclis Başkanı Arınç, her ne kadar adlarını anamamış olsa da, ‘milli irade’ ile çeliştiğini ima ettiği kurumlara yüklenirken zuhurata mı tabi olmuş, yoksa ABD ile ön temasların müjdesini mi almıştı? Ya hemen arkasından Erdoğan’ın parti grubunda Arınç’a destek niteliğinde ‘milli irade’ vurgusu yaparak ‘meçhul karşıtlar’ aleyhine gürlemesi ne iştir? Yoksa Bush birader, Erdoğan’ı Çankaya’nın yolunu kesmeye yönelik söylenceler mağarasını kapayacak muhkem bir Teksas şapkası mı yolladı?

Şayet öyleyse, bu sıralar Bush ile araları naneli olan Ofer’giller, hasbi veya nakdi -belki de İbrahimî- kardeşlik bağları sayesinde ’üst stratejik ortaklık’ kurdukları ‘Türkiyeli’ dostlarına gönül koymayacaklar mı?

Fakat belki de her yer süt-limandır da, büyüklerimizin yüksek vizyonlarına erişemediğimiz için bizim kafamız karışıyordur…

Allah sonumuzu hayreylesin!
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan