|
Irak’ı işgal edilişinden bu yana batılı çevrelerde Kürtlerin bağımsızlık ilanı halinde Türkiye’nin müdahalesinden dem vurulur... Son zamanlarda ise bu tahmin çok daha sık seslendirilir oldu.Bu konuda karmaşık merak burgularını üç soruya indirebiliriz:1) Gerçekten Türkiye’nin böyle bir niyeti olabilir mi?2) Kürtler ve Kürt Devleti tasarısını hayata geçirmek isteyen güçler Ankara’nın ve ilgili başka çevrelerin tepkilerini mi ölçmeye çalışıyor?3) Bu söylemler, Irak’tan nasıl çıkacağını bilemeyen ABD’nin bazı odaklarınca masaya konmak istenen, ‘Ankara’yı müdahaleye yönlendirme’ senaryosu için hazırlık cümleleri midir?Birinci sorudan tartışalım:NATO icat olalı beri Türkiye’nin siyasi bağımsızlığı bitmiştir. İçe veya dışa dönük herhangi bir askeri müdahale, Ankara’nın iradesiyle gerçekleşemez ve gerçekleşememiştir. Bu, Kıbrıs Barış Harekâtı için de böyle olmuştur. İngiltere, Amerika ve İsrail, ENOSİS’in gerçekleşmesini ve adanın salt Yunan toprağı olmasını asla istemedikleri için yeşil ışık yakmışlardır. Aynı durum Kuzey Irak için de geçerlidir. Ankara’da siyasi ve askeri irade odakları buraya müdahale için icazetsiz adım atmayı aklından bile geçirmez. Irak’ta çaresiz ABD ve İngiltere böyle bir yeşil ışık yakabilir, İsrail de belli şartlar altında buna sıcak bakabilir. Şimdiki haliyle Ankara’nın azami bağımsızlık çapı, ‘Bu kendi irademle yaptığım iştir’ diye düşünmesi sağlanarak yönlendirilmesi ile sınırlıdır.İkinci ihtimal ise her durumda geçerlilik payı içerir. Türkiye kendi kırmızı çizgilerini tükürüp yalayarak sildiği için Bağımsız Kürt Devleti tasarısının sahip ve senaryocuları Ankara’nın öz iradesiyle müdahale edebileceğine ihtimal tanımazlar. Ancak her şeye rağmen bir şüpheleri var:-Türkler bir çılgınlık yaparlar mı? Hadi yapamazlar, ABD ve İngiltere Kürtleri bir kere daha satar da Ankara’ya müdahale için yeşil ışık yakar mı?İkide bir ‘Türkiye Irak’a girecek’ diyenlerin en azından bir kısmı, bu şekilde niyet okumaya çalışmaktadır.Üçüncü ihtimal ise, iki ucu pis bir değnek! Dolaylı veya dolaysız yönlendirme ile Ankara’nın Irak’a müdahalesi hem Türkiye ve hem bölge için felaket de olabilir, gerçek bir güvenlik ve etkinlik hamlesi de... Bu tamamen, Ankara’nın hangi şartlarda müdahale edeceğine bağlıdır. Felaket nasıl olur?Sadece Kuzey Irak’taki İsrail derinlikli Kürt devlet yapılanmasının korumaya yönelik -yemi de Kandil’de-Mandil’de birkaç PKK’lı teröristten ibaret- sınırlı bir müdahale, Amerika tarafından Ankara’ya ödenecek gizli-açık bedel ne olursa olsun felaket senaryosudur. Türkiye, maddi külfeti tamamen kendi dışından karşılanmak ve behemehal komutası kendinde kalmak kaydıyla bütün Irak için çok taraflı istişarelerle belirlenecek yeni askeri ve siyasi düzenlemenin uygulamasını üstlenerek girişeceği müdahale sayesinde tekrar devlet olur, Osmanlı emanetini ayağa kaldırmaya ve bölgeye barışı yerleştirmeye başlar. Bu noktada MİT müsteşarının beni şaşırtan ve sevindiren çıkışı önemli:NATO’nun ‘Gladio taşeronluğu’ dışında anlamlı bir iş gördüğüne inanmadığım MİT ilk defa, ciddi bir devletin Gizli Servisi gibi tavır koyma noktasına gelebilmiştir:Emre Taner’in Anıtkabir’i ziyaret ederek yaptığı bildirim, hem siyasilere, hem de askerlere, özlenen devlet bilincinin muhtırasıdır:Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ düsturu, İnönü ve sonrasının uyuşuk yorumuyla ‘Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın’ demek değildir. Bu düstur, ‘Beni sokabilecek yılan dünyanın öbür ucunda bile olsa boynunu sıkarım’ demektir.
|