Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Amerika görmüş ile görmemiş

Amerika görmüş ile görmemiş PDF Yazdır E-posta
    Bazı 'Amerika görmüş' dostlar Clinton ve Obama arasındaki yarışı iyimser bir heyecanla izliyor, 'Demokrat Başkan'ın Türkiye'nin 'lehine' olacağına inanıyorlar.

    Hepsine saygım var... Fakat 'Amerika görmemiş' bir Türk olarak bu yarışın sadece halkın oyları ile biteceğinden emin değilim. 11 Eylül ile başladıkları işi tamamlamak isteyen gizli hükümranların, önümüzdeki dönem için de Bush kadar teslimiyetçi ama daha kullanışlı bir başkan tezgâhladığına dair bir şüphem var. 'Amerika görmüş' arkadaşlar daha iyi bilirler ama görmeden öğrendiklerimin de gerçek olma ihtimalini niye sıfırlayayım? ABD halkının bilinç, özgürlük, hoşgörü ve hazım katsayılarının; henüz melez veya bayanı başkan seçtirebileceğini sanmıyorum.

    Esasen, dünyanın eğilim, değişim, dönüşüm çizgileri üzerinde kafa yoran gelecek tahmincilerine göre 'olağan' sayılmayacak bir başkan için daha zaman var. Belki İspanyol kökenliler ve bütün beyaz olmayanlar tek adaya yönelse, geri kalanların oyları da meselâ bir melezi seçtirecek dengeyle iki partiye dağılsa Amerika için erken bir doğum beklenebilir.

    Fakat böyle 'aşkın bir ayarlama' olmazsa Cumhuriyetçilerin önü açık. Irak Savaş'ının devlet için kârlı, halk için ise tatsız sonuçları ve Bush'un yeteneksizliği yüzünden itibar kaybeden Cumhuriyetçiler düne kadar kâğıt üzerinde peşin yenik göründükleri bir seçime umutlanmış olarak yürüyorlar. Bunda birincil etken Demokrat adayların 'olağan' kimlikte görülmemeleri ise ikincil etken de McCain'in en azından şimdilik iki rakibinden de çaplı bir önder izlenimi bırakmasıdır. Bir tarafta yenilik, diğer tarafta muhafazakârlık...

    Obama tepeden tırnağa yeni... Daha önceki 'Zenciler de demokrasi oyununun bir parçası olarak görünsün' kabilinden ortaya çıkan veya çıkartılan adaylardan farklı. Beyazların önemli bir kısmına sevimli görünüyor. Ancak Demokrat Parti'nin başkan adayı sıfatıyla seçim kampanyasına çıktığı andan itibaren hakkında piyasaya sürülecek bir sürü yıpratıcı malzeme biriktirilmiştir.

    Hillary hakkında da yeterince rezalet istifi yapılmıştır. Üstüne üstlük ikisi de Cumhuriyetçi rakipleri kadar 'oturaklı' değiller. Gerçi, Bayan Clinton'un başkan olması durumunda Amerika'yı kocanın yöneteceği izlenimi ciddi bir etken. Fakat bu, halkın muhafazakâr tercih yapmasını önlemeye yeter mi? Kaldı ki, yarış başa baş sürerse, Bush'un ilk seçiminde yaşandığı gibi 'iyi saatte olsunlar' da devreye girebilir... Peki, kimin seçileceği bizim için niye bu kadar önemli olsun?

    Dünyayı yönetmiş bir milletin mensubu, gezegene hükmeden -yöneten değil- ülke karşısında hiç değilse aşağılık duygusunu gizleyebilmeli değil midir? Tabii ki bu duygunun yerine kof bir büyüklük duygusu yerleştirmeyi önermiyor, sadece denge arıyorum.

    Tamam; ABD büyük, önemli ve tehlikeli ama bu dünyada biz de varız ve yarının ne getireceğini bilemez. Kanuni devrinde dünyayı yöneten Türklerin bir gün gelip yerlerde sürüneceğine kim ihtimal verirdi? Yoksa bu direnç 'Amerika görmemiş' olmakla mı ilgilidir? Acep, 'Amerika görmüş' olsak bu ülkeye 'Sen sensen, ben de benim' demekten dem vuramaz mıydık?

-23/02/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan