|
Ayrılıkçı nifak masum öyle mi? |
|
|
|
Hayra mı, şerre mi yormalı acaba? Antalya'daki üniversite olaylarından sonra gördük ki 'kışkırtıcı nifak' (=ajan provokatörlük) bizi artık pek şaşırtmıyor, üstelik eskisi kadar da korkutmuyor. Yalnız, silahını ateşleyen kişinin alnında âdeta 'Ben bir nifak memuruyum' diye yazmasını biraz yadırgadık, o kadar!
Doğrusu böyle aptalca kışkırtıcı nifak deneyini ilk defa gördüğümüz yolundaki yaygın kanaati de sorgulamak gerek! Görünürde bu dalavere çok aptalca ama algımız ne kadar sağlıklı? Gerçekte toplum ve medya olarak bizim anlayış ve kavrayışımız mı gelişti, yoksa nifakçı alt kümeye mi düştü? Öyle tecrübelerden geçtik ki artık kışkırtıcı nifak bahsinde bilinçlenmiş olmamız kaçınılmaz! Sayfalarına ot serpiştirilmiş koca bir nüfus kütüğünün başına bir keçiyi oturtsanız birkaç harf ezberler! Öte yandan bu seferki gerçekten çok aptalca ve alt küme düzeyinden bir dalavere ama düşünmek gerek:
Neden? Anlaşılıyor ki Türkiye kışkırtıcı nifak bereketi bakımından herkesin iştahını kabartıyor. Artık kafayı çekip ihtilal tasarıları kuran her emekli komitacı böyle aptalca dalaverelerle dahi bir şeyler başaracağını hayal edebilir. Binlerce defa 'Kör gözüm parmağına' kabilinden oyunlar oynanıp sonuç alınan bir memlekette en çaylak halaskâr bile heveslenebilir! Bunu mimleyip bir kenara koyalım ve hafızamıza başvuralım: Geri dönüp geçmişin bazı toplum olaylarına inceden inceye bakarsak görürüz ki, o zaman da kışkırtıcı nifak boyutu -Antalya'da gördüğümüz kepazelik kadar olmasa bile- zekâmıza ağır hakaret niteliği taşır.
Oralarda da acayip, neredeyse 'Bu kışkırtıcı nifak deneyi çok aptalca' dedirtecek göstergeler vardır... Peki, o zaman niye şimdiki gibi 'Aa, bu kadar da aptalca kışkırtma olmaz' diye tepki göstermemişiz? Şimdi çok bilinçlendiğimiz ve o zaman büsbütün gafil sürüsü olduğumuz için mi? Hayır!
O günlerde sesini baskın çıkartabilen medya bu manevraların içinde bulunduğu için! Meselâ Sivas'ta insanların kül olmasına yol açan olayların da aslında Antalya'dakine yakın belirginlikte kışkırtıcı nifak boyutu içerdiğini günü gününe haykıranlar olmuştu. (O yıllarda çıkardığımız mütevazı Çağrışım dergisinde bazı çarpıcı fotoğraflarla bu nifaka işaret etmiş ama tasarının arkasındaki irade ile medyamız arasındaki derin bağlantılar yüzünden hiç kimsenin dikkatini çekememiştik.) Yıllar sonra ise Alevi bir aydının Sivas'ta yaşanan facianın arkasında Alman gizli servisinin bulunduğuna dair iddiaları da aynı işbirlikçi medya tarafından bilinmezlik gayyasına gömüldü.
İşte şimdi meselenin püf noktasına geldik: Ne oldu da Antalya'dakine yakın eski kışkırtıcı nifak eylemlerinde işbirlikçi gibi davranan medya bu sefer uyanıverdi? Hayır! Uyanma filan yok, bu sefer de başka bir perdeleme olayı var: Sanki Antalya'daki olaylar, milliyetçi gençlerin şiddete yatkınlığı (!) yüzünden 'kışkırtıcı nifak' marifetiyle tırmandırıldı... Sanki bu işte ayrılıkçı fesat erbabı hiç yoktu... Sanki PKK çizgisinde kışkırtıcı etkinlikler sergilenmedi... Sanki bunlara rektörlük ve yurt yöneticileri seyirci kalmadı... Galiba her şey değişiyor ama 'mütareke basını' değişmiyor. -10/04/2008 tarihli BUGÜN gazetsinden alınmıştır.- |