Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Baş barışı ve başörtüsü için dua

Baş barışı ve başörtüsü için dua PDF Yazdır E-posta
  Üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kaldırılması isteğine karşı sert tepki veren üst düzey yargı adamlarını iki gün üst üste eleştirip mesele ile ilgili sözümü söyledikten sonra durup bir kere daha düşündüm:

  Bu ve benzeri tartışmalardan ne hâsıl olur? Yazım kendi içinde çok güçlü ve tutarlı bile olsa -öyledir demiyorum- en çok, benim gibi başörtüsü yasağına karşı çıkanları mutlu edecektir. Buna karşılık bir başkası da, şöyle veya böyle, yasaktan yana kendince tutarlı şekilde aksini savunduğu zaman yalnızca yoldaşlarını mutlu edecek, mevcut durumun sürmesi adına umutlandıracaktır.

  Neye yaradı? Varsayalım ki, yasağa karşı çıkan benim gibiler ve devamını isteyenler, çok da iyi niyetliyiz. Samimi demokratlık kaygımız da denk, laiklik ilkesi açısından duyarlılığımız da aynı ölçüde güçlü, 'hukuk devleti' ülküsüne adanmada ruh zenginliğimiz de eşit olsun...

  Etkili ve yetkili bir merci bize, 'Buyurun, tartışın ve orta yolu bulup bir çözüm üretin' demediği sürece bu yazı ve yorumlarımızın yararı nedir? Benim gibi düşünenlerin haklılıklarına ilişkin yerleşik inançlarını pekiştirmeye yönelik katkıda bulunabiliyorum belki ama karşı görüştekilerin kafalarında bir soru işareti olsun uyandırabiliyor muyum? Karşı görüş cephesi için de geçerli bu!

  Yaptığı eleştiriden ve vardığı yorumdan mutlu, beride benim gibi yasağın kalkmasını isteyenlerin haksızlığını kendi çevresine bir kere daha ispatlamış bulunduğuna inanırken eleştirdiği kesimde herhangi bir değişime yol açabiliyor mu? Hayır, herkes sadece kendisi gibi düşünenleri rahatlatıyor. Ayrıca iki taraf da bazen sivri ifadelerle karşı görüşte olanların öfkelerini biraz daha tırmandırmak gibi bir zarara yol açıyor... Böyle düşününce boşa kürek çekme duygusu, yakıcı bir pişmanlık üretiyor.

  Üstelik çok haklı olduğuma ilişkin inancımda zerre kadar zayıflama yokken! Gönül diyor ki: 'Niye kendini yorarsın behey gafil? Köşe yazıları ve ekranlar, mühürlenmiş kalpleri açmak için elverişli anahtarlar değillerdir. Bari senin gibi düşünenlerin yüreklerini soğutmayı ve karşıtların öfkelerini tırmandırmayı marifet saymak gibi bir ruh düşüklüğü yaşama!'

  Anladık ey gönül; tamam, haklısın amma bu mağdurları uyarmaya, daha da önemlisi başörtüsü yasağı veya serbestliğine odaklanmış tartışmalarla Türkiye'yi gerip duran tezgâhçı yahut gafil çevrelere karşı ahalinin dikkatini çekmeye de mi çalışmayalım? Gönül diyor ki: 'Hah, yapabiliyorsan bunu yap... Hatta sadra şifa olacak sözün varsa, onu asıl senin gibi başörtüsü yasağından yakınanlara söyle...

  Umulur ki karşıdaki de kendi nefsine nasihat eder... Böyle yap ki; taraflar daha akılcı, daha akıcı, daha yatıştırıcı tavırlarla birbirlerini anlamaya çalışmak üzere belki bir ihtiyaç ve arayış geliştirirler...' Gönül haklı... Allah'ım bize öyle sözler ilham et ki, bu çatışmanın taraflarına, gerçekte zannettikleri kadar şiddetle karşıt olmadıklarını anlatabilelim...

  Allah'ım bize öyle basiret ver ki, ülkeyi gerip gerileten bu yapay çatışmanın taraflarını kışkırtan derin fitne merkezlerini teşhir edebilelim, kardeşler arası düşmanlığı bitirelim...

-21/01/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan