Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Boşlukta pergel çevirmek

Boşlukta pergel çevirmek PDF Yazdır E-posta

  Milli Eğitim Bakanı Sayın Çelik, gençliği şoven milliyetçiliğe iten zihniyetten yakınıyor:

  ‘Ben AB'ye karşıyım, ben ABD'ye karşıyım, ben buna karşıyım, ben şuna karşıyım’ diyen bir gençlik, ama küreselleşmenin farkında olmayan bir gençlik. Türkiye'yi içe kapanmaya teşvik edenler, gençliğe maalesef bunu pompalıyorlar…

  Bu yakınma bize, gençlik meselesiyle ilgili muhkem bir teşhis ve tedavi sunabiliyor mu?

  Eğer ‘küreselleşmenin farkında olmak’ bir reçete ise evet; değilse teşhis ve tedavinin semtine dahi yakın sayılmayız.

  Küreselleşmenin farkında olmak ilaç yerine geçseydi batı gençliği uyuşturucu ve intihar bataklığında yüzer miydi?

  Öyle anlaşılıyor ki Sayın Çelik, genç insanın kendisini sadece şuna veya buna ‘karşı’ olarak tanımlamasından şikâyetçi.

  Burada haklı; sadece ‘karşı’ olmak, hiçbir şey olmamak demek! Ancak genç veya yaşlı, insanoğlunun bir şeylere ‘karşı’ olması doğal, hatta kaçınılmaz.

  Yetiştireceğimiz gencin ne olacağı ve nelere ‘karşı’ olacağına dair toplumca uzlaştığımız temel bir çerçeve geliştirmiş değilsek milletçe hastayız, bizi tedavi edecek devletimiz de yok demektir.

  Mesele, insanın kendisi olup olamaması…

  Genç insana ‘kendisi’ olmak bahsinde tutarlı şahsiyet ve haysiyet cevheri aşılayamazsanız, ona sadece ‘karşı’ durulacak seçenekler bırakırsınız. Bu da onu, bilerek veya göze alarak hiçliğe mahkûm etmek demektir.

  ‘Ben kimim, nereden geliyorum ve nereye gidiyorum?’ sorularını sağlıklı bir şüphecilik ve özgüven dengesiyle kendi kendisine sormayı öğretemediğiniz genç insan, ister istemez ne olmadığını belirlemeye çalışacaktır. Çünkü eğilimler kendilerini içerikleriyle değil, karşıtlarıyla tanımladıkları için meselâ milliyetçi olmanın ne demeye geldiğinden çok, neye karşı durmayı gerektiği öğretilir. Diğer eğilimler için de böyle…

  Gence evvelâ ‘öteki’ gerçekliğini dayatırsanız o da sadece ‘beriki’ olur, kendi kendisi değil!

  Boşlukta tuttuğu yeri anlamlandırmak genci, birey yapan ilk adım. Genç bu adımı sadece ideolojik veya sadece dini yürüteçlerle değil, yetişkinlerin sıcak yardımlarıyla ve özgürce soracağı sorularla atabilirse kendini anlamlandırma sürecine katılmış ve şahsiyetinin temelini atmış olur.

  Kendi kendisi olamayan bir gencin ne imanı, ne de ideolojisi ona ve toplumuna hayır getirir! Şahsiyet sahibi kılamadığımız her genç, bozguncu dalgaların önünde köpük olmaya adaydır.

  Genci ‘öteki’ algısıyla eğitmek, ona ne olacağına ilişkin bir başlangıç noktası bile sağlamaz. Gence evrensel bir çember çizdirebilmek için önce pergelinin sabit ayağını koyacağı noktayı göstermeliyiz. Bunu yapmadan küresel bakmasını öngörürsek sadece dünya vatandaşı üretiriz. Yetiştirdiğimiz dünya vatandaşları da, küresel oyunculara ajan, işbirlikçi veya güdülecek sürüden başka bir şey olamazlar!

  Gençlerimize pergelin sabit ayağı için toplumca uzlaştığımız bir basamak noktası gösterene kadar parlak evlatlarımızı söndürmeye veya başkalarına kaptırmaya, vasat ve vasatın altındakilerle avunmaya mahkûmuz...

  300 yıldır pergelin sabit ayağını koyacak noktayı yitirelim diye içeriden ve dışarıdan toz duman üretip duruyoruz.

-19/07/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan