|
Kadim milli hastalığımız olan 'kardeş eti yeme' düşkünlüğümüz, siyasi gündemi bastıran Avrupa Futbol Şampiyonası'nda da etkin. Sayın Terim; bu bahiste iki çift laf etmezsem ben de kendimi yerim! Mesleğe 'spor basını'nda başlayıp epey emek verdiğim için değil, konu milli hastalık olduğu için...
Aslında, spor basını deyimini tırnak içinde yazarak meramımı özetlemiş bile sayılırım! Terim gibi 'utanmıyor musunuz?' demem ama bu cemaati 'futbol basını' değil de 'spor basını' diye anmaktan utanç duyarım. Kaldı ki, birkaç saygın yorumcu hariç bu cemaate 'futbol basını' demek bile fazla! Çalışanlarının ezici çoğunluğu, holigan kadar bile saygın değildir. Holigan çıldırır; bunlar çıldırtır! Gazetecilik soru sormayı bilmektir. Bu cemaatin bildiği soru ise 'O senin için böyle dedi, sen ne cevap diyorsun' cümlesinden ibarettir! Böylece nifak üretip manşet sağmaya çalışırlar! Bu cemaate meslek örgütü başkanlığını yapmış kişi, adi bir dedikoduyu haber gibi kullanmış ve Belözoğlu üzerinden Terim ailesini aşağılamaya kalkışmış değil mi? Aynı kişi şimdi belki, holigan düzeyinde taraftarı olduğu takıma geçen Belözoğlu'nu, renklerine getirebileceği artılar için sevmeye bile başlamıştır! Sektörün kalite ortalaması buradan ölçülür. Terim'e de sormak zorundayım: 'Ahmakla tartışma; dışarıdan bakan hanginizin ahmak olduğunu karıştırır' diyen Arap atasözünü hiç duymadınız mı? Dostça söyleyeceğim ama güçlü benliği hoşlanmayacak ve kızacak! Görünenin ve zannedilenin aksine; Terim yorum kılığı altındaki aşağılık sataşmalara kızıyor değil... Onu asıl kızdıran, saygısızlık etmeden, zihin dünyası ve ruh haline yönelik tahminlerden yola çıkarak eleştirilerine derinlik kazandırabilenlerdir. (Rıdvan Dilmen gibi cinler meselâ...) Fakat onlara kızmanın mantığı olmadığı için hıncını 'futbol basını' yaftasının arkasına saklanmış ahmaklardan çıkarmaya çalışıyor. Üstelik bunu kabadayıca yaptığı için, onu beğenenlerin gözünde bile sevimsizleşiyor. Oysa Terim de, ben de biliyoruz ki, dünyada futbola onun kadar kafa yoran çok azdır. Çok zeki olduğu açık! Çok da hızlı düşündüğü için her sorunu en çabuk görüp çözebilecek bir futbol adamıdır. Hata yapıyorsa adım gibi eminim ki kesinlikle iyi bildiği için yapıyor, asla az bildiği veya inat ettiği için değil! Onun kararlarını oluşturan futbol ayrıntı ve incelikleri, çoğu meslektaşının aklına bile gelmez. Bunu bildiğim için 'inat' ve 'duygusallık' suçlamasını gerçekçi bulmam! Terim'inki hakikaten fazla bilmektir ki, insanı sağduyudan uzaklaştırabilir. Terim ismi ilk anda özgüven çağrıştırır! Ancak yüksek benlik duygusu her an ters tepki üretebilir; kişi 'Ya bir aksilik olur da kariyerim sorgulanırsa' diye endişe ettiği için özgüven kaybı yaşayabilir. Kısacası Terim futbol için kesinlikle büyük adamdır. Tam da Piontek'in UEFA finalinden sonra dediği gibi... Büyük adam, büyük benlik demek... Büyük benlik sahibiysek 'iyi insan' olmak için, Terim'in dörtlük seçtiği Hazret-i Mevlânâ'dan bir de Hazret-i Şems seçmek şart... Ne dersiniz Sayın Büyük Adam? Sizi aynı zamanda 'iyi insan' olarak görme umudumuzu yitirelim mi? - 19/06/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.- |