|
Çok partili siyasi tufeyli |
|
|
|
Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nca gizliliği kaldırılan 1969-1972 dönemi belgelerinde zamanın mağdur demokratı Demirel'in ilginç bir teşhisi var:
12 Mart 1971 Muhtırası ile ilk darbeyi yiyerek görkemli gidiş-geliş kariyerine başlayan Demirel, ABD Büyükelçisi'ne şöyle diyor: 'CHP ancak geçmişteki seçkinci tutumunu bırakarak halkın partisi olmaya karar verdiği zaman Adalet Partisi için demokratik bir seçenek niteliğini kazanır...' İşin özü şu ki CHP 36 yıl önce ne ise bugün de o!
Hâlâ sefil seçkinci tutumunda kararlı ve iktidar oyununun meşru dairesi dışında! Yani seçenek değil! Şimdi bu vesileyle; 70'ine merdiven dayamış çok partili siyaset tufeylimizin ruh haritasını ana hatlarıyla hatırlayıp önümüze bakmaya çalışabiliriz:
Demirel'in tahlili isabetli ama deha göstergesi de değil, kolay bir tespit! CHP her zaman kendini beğenen ve halktan üstün gören özel bir çevrenin vurucu kurumu olduğunu bütün beyan ve davranışlarıyla ortaya koymuştur. Üstelik doğuştan hayati eksikliklerle gelmiş gibi kendi kendisini geliştirme ve yenileme imkânından yoksundur. Biri CHP'yi değiştirmeye kalkışırsa, suya batırılan mantar gibi dışarı atılır.
Merhum Ecevit bunu yapmayı denemiş ve CHP'nin kimyası tarafından tasfiye edilmiş, sonra da yeni bir seçenek geliştirmeyi başarabilmiştir. Ecevit bir anlamda baba ocağında gördüğü seçkinci tutumu, kendisi de seçkinci çevrenin mensubu olmasına rağmen aşabilmiş, halk ile bütünleşebilmiştir. Bu süreç; çok mahir ve çok karizmatik bir önder olmamasına rağmen Ecevit'e CHP'siz ve CHP'ye rağmen başbakanlığı getirmiştir.
Yine bu dönemlerde Demirel, ilginçtir; meydanlarda köküne kadar halkçılık yaparken temel meselelerle ilgili icraatlarda 'Derin CHP' seçkincisi olarak kaldığı için Erbakan yeni bir seçenek halini alabilmiştir. Kısacası CHP gençliğinde pek istenmeyen bir gebelik sonucunda ilk doğumunu DP ile yapmış, yaşlılığında ise DSP'yi dünyaya getirmiştir. DP de gençliğinde birkaç düşük yaptıktan sonra orta yaşlarda Demirel ile AP çatısı altında yine istek dışı oluşan gebelikle bir doğum gerçekleştirmiştir:
Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve nihayet Fazilet Partisi adlarıyla istikamet arayan bu doğuş da ortak bir iktidar çıkarmayı başarmış; fazla sürmemekle beraber Erbakan'a da başbakanlık yaşatmıştır. Çok partili siyasi tufeylimiz bugün yine seçkinciliği aşmış bir hamleyi temsil eden Erdoğan ile seçenek oluşturmuştur.
Fakat karşısında hâlâ seçenek olmaktan uzak bir CHP bulunduğu için hakiki bir rekabet yaşayamamakta, yüksek oy oranına rağmen merkezde kökleşip pekişememektedir. Yeni dönemde daha dinamik ve daha halkçı bir MHP seçenek konumuna gelebilir, böylece 70'lik çok partili siyasi tufeylimiz 1940'lı yılların Amerikan siparişi olmaktan çıkıp doğal rayına girebilir.
Böylece ikisi de seçkincilikten uzak muhalefet ve iktidar, hakiki birer demokratik seçenek olarak yarışabilir ve rekabetleriyle birbirlerini gelişmeye zorlayabilirler. Bu da çok partili siyaseti, kökten batıcılığın ve nesebiyetsizler güruhunun ipoteğinden çıkartabilir. -17/02/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.- |