Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Fiilen başyargı organı medya...

Fiilen başyargı organı medya... PDF Yazdır E-posta
    Yeterli miktarda özgür aydınımız olsaydı, bugün baş örtme bahsini veya yargısız infazla medyada 'derin çete' damgası vurulmuş kişiler hakkındaki iddiaları değil, 'hukuk devleti' ülküsünün önündeki evrensel müşkülleri tartışırdık.
  Tabii ki bu bitecek bir tartışma olmazdı. Hukuk vadisinde yüzlerce yıldır çözülemeyen ‘'tavuk-yumurta' misilli pek çok muammayı halletmek gibi kolacı bir beklentiye kapılmadan, hiç değilse ana müşküllerimizin güncel boyutlarını sorgulayabilirdik.

  Sözgelimi 'yayın yasağı' hakkında gerçekçi ve kullanılabilir bir ölçüt arayabilirdik. Sadece son operasyon ile ilgili yayın yasağını kastetmiyorum; genel bir kural olarak mevcut bulunan ve yine genel bir medya ihlâli yüzünden asla uyulmayan ilkeyi sorgulamaya çalışıyorum. Bütün davalar için böyle. Yargıya intikal etmiş konular hakkındaki asla uyulmayan yayın yasağının mantığı, adaletin dosdoğru tecelli etmesini gözetmekten başka nedir ki? Lakin günümüzde böyle bir yasağın uygulanması fiilen imkânsız...

  'Öyleyse bırakalım yargıya intikal eden konularda her isteyen istediği gibi konuşsun' diyemeyeceğimize göre ne yapacağız? Dikkat çekmek istediğim nokta, bu temel müşkülü umursamayışımızın altında yatan korkunç aydın geriliği ve ilkelliğidir. İşin dedikodu ve martaval tarafı, aydıncağıza çok önemli görünebiliyor.

  Kolluk birimlerinden basına sızan ama yargı tarafından henüz hiçbir hüküm verilmeyen iddialarla sayısız ahkâm biçebiliyor, 'derin çete' ilan edilen insanların haysiyetlerini yargısız infazla ayaklar altına alabiliyor...yrıca milli hafızada yer tutmuş efsanevi kayıtları çağrıştıran kelimeleri -sırf, milliyetçileri veya milliyetçi geçinenleri aşağılama zevki uğruna- hakaret ve alay konusu yapabiliyor ama meselenin ruhu ile ilgili temel müşkülât üstüne herhangi bir sorgulama ihtiyacı hissetmiyor.

  Bu ilkel aydınlarla yayın yasağı bahsi nasıl yoluna girer ki? Yargıdan önce 'yargısız medya infazı' yaşanmasını nasıl önleyeceğiz? Müşküllerin müşkülü budur. Günümüzün iletişim şartlarında, yargıcın dış etkenlerden soyutlanıp sadece dosyaya kilitlenmesi ve yalnızca kanunların gerektirdiğini vicdan terazisinde tartarak hüküm vermesi fiilen imkânsız...

  Öyleyse çözümüne baş koymamız gereken asıl mesele usulle ilgili... Sorgu, yargı ve infaz düzeni için bin tane mükemmel yasa hazırlayabiliriz. Sanıkları nasıl soruşturacağımıza, nasıl yargılayacağımıza ve cezalarını nasıl uygulayacağımıza ilişkin kusursuz usul çerçevesi gerçekleştirebiliriz. Fakat bu aşamaların herhangi birisinde, sınırlanması mümkün bulunmayan güncel yayın ve iletişim araçlarının etkisini en aza indirecek hangi usulü geliştireceğiz?

  Eğer bu müşkül hâlâ ana meselemiz değilse, gerçekte adalet, hakkaniyet ve toplum huzuru diye bir arzumuz yok demektir! Çünkü çağımızın başyargıcı medyadır! Her dem binlerce yargısız infaz yapabilen, fiilen sadece reklâm verenlerce hesap sorulabilen medyayı hakiki anlamda denetleyebilecek bir yargı makamı icat edilemedikçe kişi ve kurumların hukukunu korumak ve adalet gözetmek masaldan ibarettir.

-28/01/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-
 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan