Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Geçti irtica- savar pazarı...

Geçti irtica- savar pazarı... PDF Yazdır E-posta
  Devran döndü artık, 'Amerikan Barışı' için 'yeşil kuşak' haritasında ne 'Siyasal İslâm'ın lüzumu kaldı, ne de 'ileride liberal tetikçi' olmak üzere 'burjuva solcu' türüne hacet var.

  Yeni pazarın tezgâhında 'ayva' başka bir çeşni, bezirgân başka bir çeşit... Ayak uyduran uydurdu, yeni pazardan dükkânlarını kaptı... Akıntıya kürek çekenler de 'Amerikan Barışı' ile başı hoş olmayan doğulu veya batılıların zehirli bağışlarından rüzgâr bekliyorlar.

  Kökten İslâm karşıtlarının günlerdir 'türban yasağı kaldırılamaz, şayet kalkarsa...' diye başlayan akıl almaz tehditlerini ve yeni bir '28 Şubat' ısmarlama çabalarını izledikçe içim cızlıyor. (Bunlar ki, lise öğrencilerinin teneffüste namaz kılmalarını bile laikliğin ihlali saymak suretiyle kendilerini kökten İslâm karşıtı olarak tescil ettirmişlerdir.)

  Göremiyorlar ki başörtüsü bahsinde uzlaşma sadece hükümet ve MHP arasında değil. İçten ve dıştan geniş bir destek veya anlayış rüzgârı var. AB zeminlerinden mırın-kırın edenler olsa da bizim kökten İslâm karşıtı güçlere kayda değer bir himaye gelmiyor. Ankara ile yeni işbirliği sürecinde Amerika bu yasakçı zümreyi tınmıyor. Zira kendi dindarını tatmin edemeyen Türkiye'yi başka Müslümanlara örnek olarak sunmak 'yeşil kuşak' sonrasının şartlarına uymuyor. Tabii yürekler rahat değil... Amerikan himmetinden bağımsız düşünemeyeceğimiz bir rüzgâr sayesinde yasağın kalkma yoluna girmesi, baş açma dayatmasından yana muzdarip olan dindarlarımızın içine ne kadar sinebilecektir?

  Amma velâkin o 'himmet' sayesindedir ki, kökten İslâm karşıtı dalga, kendi üfürükçülerinin hayal ettikleri güce ulaşamıyor. Bu ne demek? 1960 darbesinin ürünü yargı devleti çekirdeği sayesinde türeyen Türkiye tarzı Baas'çı dalganın Saddamcıkları için emeklilik zamanı gelmiş demek...

  Ayrıca 'Papaz her zaman pilav yemez' demek...

  Tabii ki anlamamakta direnecekler. Ha deyince arkalarında buldukları destekçilerin isteksiz davranmalarından ötürü kırgınlar. 'Cumhuriyet elden gitti, son kale de düştü' türünden feryatlarla en azından 28 Şubat şiddetinde bir ateş yakmaya çalıştılarsa da henüz bir tutam çalı tutuşturamadılar. Çağ bunları sessizce uyarıyor: -Efendiler irtica-savar alet pazarı kapandı, artık başka iş tutun! Bu çarşıyı, 'yeşil kuşak' manevrası ile kim açtıysa o kapattı...

  Böyle olması elbette hoş değil. Sözgelimi karakollarda işkencenin önlenmesi için batıdan gelen dayatmaların etkili olmasını kendim ve milletim için nasıl küçük düşürücü buluyorsam başörtülü kızların üniversiteye girebilmelerinde dış himmetin payını da onur kırıcı hissederim. Fakat neylersin ki, Allah bazen dinini sapıklarla dahi güçlendirebilir... Tıpkı, dışarıdan çok dindar görünen bazı Siyasal İslâmcılarla zayıflatabileceği gibi... İç barışımı kendim tesis edemeyeceksem, bugün hayra yardım eder gibi görünen güç, yarın yine şerre yatırım yapabilir. Daha önce yaptığı gibi...

  Sıkıntımızın özünde; birkaç asırdır aslımızı tersine çevirmemiz yatıyor: Nicedir 'Birbirimize şiddetli, düşmana yumuşak' davranmayı huy edindik. Birbirimize yumuşak, düşmanlık edenlere şiddetli iken...

-27/01/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan