Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Hukuk ve kolluk dengesi

Hukuk ve kolluk dengesi PDF Yazdır E-posta
  Örgütlü veya örgütsüz suçlarla mücadelede 'hukuk devleti' ilke ve terbiyesine uyabilmek kolay iş değil. Bazılarımız 'kökten batıcı aydın olmanın ısmarlanmış veya kendiliğinden benimsenmiş şartları' gereğince suçluya karşı kolluk kadrolarının çalışmalarına tepki gösterirler, neredeyse cürüm işleyenlere 'her zaman güçlü hamilerimiz vardır' dedirtirler.

  O kadar ki, kolluk görevlisi öldürülünce umurlarında olmaz da, kazara polis veya askerin özensizliği yüzünden bir solcu veya Kürtçü suçlu canını yitirirse kıyametleri koparırlar. Biraz da bu sebeple, 'kökten batıcı aydın' zümresine girmeyen -mesela benim gibiler- çok mecbur kalmadıkça kolluk görevlisinin yanlışlarına yüklenmeyiz. Bu tereddüt, herkesin zaten kolayca vurduğu abalıya bindirmeyi onurumuza yediremeyişimizdendir.

  Ne var ki, her durumda suçlu veya zanlıya karşı devlete saldırmayı adet edinen bir kısım 'kökten batıcı aydın' taifesi yüzünden büsbütün suskun kalıp yutkunmayı da şahsen içime sindiremiyorum. Bu yüzden de bazen kolluk görevlilerini tahrik ve tahkir etmeden eleştiririm. Şimdi de öyle bir demdeyiz. Şu veya bu kolluk etkinliğini değil, ilkeleri tartışmaya çalışıyorum.

  Operasyon yapan kolluk biriminin hukuk devleti ilkelerinden şaşmaması, çok kolay edinilecek bir birikim değil... En önemli engel de medya ve ona bilgi sızdıran mantık! Zira kendimi bildim bileli, yargıya intikal eden soruşturma için yayın yasağı vardır amma asla uyulduğu vaki değildir. Devlet, her kim suç işlemişse mutlaka yakasına yapışarak devletliğini en etkin biçimde gösterebilir.

  Gerçek devlet, 'Onun mevkii var, bunun rütbesi var, şunun parası var, berikinin şöhreti var, ötekinin Amerika'dan veya Avrupa'dan dayısı var' diye tereddüt yansıtmaz. Eğer devlet bu yönde tereddüt yaşarsa fiili dokunulmazlık alanları üretir. Kısacası devlet gerçek devlet ise, medyanın bile gündeme getirmekten çekindiği ama halkın - belki de bire bin katarak- diline doladığı bazı cürümler veya iddialar karşısında eli kolu bağlı duramaz.

  Devlet gerçek devlet ise, attığı taş ürküttüğü kurbağaya değecek! Bunun için de en temel duyarlılık alanı kanıtların güçlülüğü konusundadır. Bilindiği gibi, hukuk düzenimizi AB'ninkine yaklaştıracağız diye yaptığımız değişiklikler henüz tam anlamıyla uygulanamamaktadır.

  Ayrıca bunların bir kısmı gerçekçi ve gerekli çağdaş düzenlemeler iken, kanaatimce bir kısmı da ülke şartlarına uymamaktadır. Böyle olduğu için de kolluk görevlilerinin işi daha da zorlaşmıştır. Eskiden suçlu olduğuna inanılan kimselerin gözaltına alınıp sıkıca soruşturulmasıyla elde edilen birtakım kanıtlar en azından savcının dava açmasına yetebiliyordu.

  Oysa yeni şartlarda, kolluk güçlerinin suçlu saydığı kişileri sanık sandalyesine bile oturtmak zor... Bu yüzden kolluk görevlisi 'Ne kadar çok kişiyi savcının önüne götürürsem o kadar fazla suçluyu sanık sandalyesine oturtmayı başarırım' hissiyatıyla hareket alışkanlığını aşmalı. Eğer bir operasyon varsa, kanıtları mahkemelerde çürütülemeyecek ve en zorlu savunmalara bile baskın çıkacak kadar güçlü olmalı...

-24/01/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan