Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - 'Nerede fesat, orada hasat'

'Nerede fesat, orada hasat' PDF Yazdır E-posta

 Kökten batıcı ve kökten İslâm karşıtı basın kuruluşları, hemen her zaman olduğu gibi sapkın bir şehvetle Genelkurmay Başkanı Sayın Büyükanıt'ın yapacağı açıklama için sıkı bir gerilim beklentisi yaratmaya çalıştılar.

 Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst temsil ve icra makamı bu hevesi kursaklarda bırakan sade - dikkatli ama söylemek istediğini belirtmekten de sakınmayanaçıklamasına rağmen 'nerede fesat, orada hasat' diyen nifak gazetecisi boş durmuyor.

 Büyükanıt kısa açıklamasıyla türban bahsinde kopartılan rüzgârın etkisinde kalabilecek iyi niyetli genç subay kitlesi için yatıştırıcı bir üslup kullandı: '

 Tavrımız belli, endişeye gerek yok.'

 Yine Büyükanıt, 'derin suç' çarklarının doğrudan ordu adına veya ordu tarafından oluşturulduğu yolunda, liberalleşmiş eski solcu ve liberalleşmiş eski İslâmcı kesimden gelen dolaylı-dolaysız sataşmalara da yalın bir karşılık vermiş oldu:

 'Suç işleyen cezasını çeker! Türk Silahlı Kuvvetleri suç örgütü değildir!'

 Büyükanıt'ın söyledikleri bunlardır ve ordu adına gerekli yerlere, gerekli çağrı ve uyarı -demokrasi çerçevesi ihlâl edilmeden- yapılmıştır. Paşa, baş örtme yasağının yumuşatılmasını onaylayan yüzde 70'lik halk kesimini rencide eden bir beyanda bulunmamış, kökten batıcı ve kökten İslâm karşıtı, müzmin yargısız infaz uzmanı medya kuruluşlarının 'nerede fesat, orada hasat' şehvetine çanak tutmamıştır. Fakat buna rağmen aynı organlar bin zorlama ile satır aralarından anlam üretip tehdit savurmaya, toplumun ana gövdesini oluşturan muhafazakâr kitle, merkez sağ ve ılımlı sol kesim üzerinde 'mütegallibe dehşeti' estirmeye, her zamanki aşağılık 'yukarı mahalle' baskısıyla fesattan hasat çıkarmaya çabalıyorlar.

 Bunları yalnız Allah ıslah edebilir.

 Eğer Mevlâ lütfeder de, kitleler halis bir 'tüketim' terbiyesi kazanır ve her türlü üreticiyi kendisine saygı göstermeye mecbur kılacak derinlikte seçici davranmayı öğrenirse, reklâm verenlerden başlamak suretiyle bu fesatçı medya kuruluşları da hizaya getirilirler... O arada, sadece hasat için fesat kovalamakla yetinemeyenler -varlık sebepleri itibariyle harici efendilerinin tetikçiliğini mecburen sürdürenler- de müşterilerinin duyarlılıklarını hiç değilse belli ölçüde hesaba katmak durumunda kalırlar ki, fitne senaryolarında üstlerine düşen rolü oynayabilmek ve zehir zerk edebilmek için bir nebze inandırıcılıkları kalsın!

 Bunları, kökten batıcı ve kökten İslâm karşıtı medya kuruluşlarının ezici çoğunluğu için söyledik...

 Peki ya Hakk'tan, hakikatten, hakkaniyetten, adaletten, derin çetelerle mücadeleden söz eden 'dini bütün' medya âdemlerine ne buyuracağız? Bunların, gözaltı sürecinde bir tür 'Oh oh, askerden rövanş alınıyor' dercesine avuç ovuşturur gibi yayın yapmalarına, daha yargı bir tek hüküm vermeden onca insanı kesin suçlu ilan etmelerine ne diyeceğiz?

 Ya suçlu değillerse? Ya bazıları hakikaten masumsa?

 O zaman 'dini bütün' âdemoğlu kul hakkı yemiş olmayacak mı?

 Hayırdır; 'Sanıkların kul hakkı helâldir' diyen yeni bir İslâmi keşif mi gerçekleşti de bizim haberimiz yok?

-31/01/2008 taihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan