Çocuk yaşta tarım işçiliği yapmış, gençliğinde çay fabrikasında ilk 'amelelik' deneyini geçirmiş... Gazete matbaasında freze makinesinin başında çıraklık faslı yaşamış... Sonrasında da 'fikir emekçisi' yaftası altında maişetini temin eylemeye çalışmış biri olarak şu '1 Mayıs müktesebat ve mukaddesatı' bahsinde neden pek cahil ve duyarsızım? 'Hiç solculuk etmediğin için!' Evet; hiçbir zaman 'meslekten solcu' olmadım...
Fakat şükür ki; zulme, sömürüye, vahşi ve denetimsiz sermayeye, marka saptırıcılığına karşı olmakta, burjuvasız ülkemin kökten batıcı mahfelerinde pişmiş baba ve annelerin tuzu kuru solcu-devrimci çocuklarından geri değilim! O halde Türkiye'ye özgü '1 Mayıs' kutsamalarını neden anlamıyorum? 'Patron uşağısın da ondan!' Keşke patronumun uşağı olsam! Bir tek benim patronum bunu hak eder çünkü: Biricik işverenim, aş verenim, can verenim, canan verenim, Allah'ım... Tamam, benimkisi din! Yani meslekten solcularımızın da benimsediği deyişle dogma! Yani bizim eski lügatimizle nass! Yani tartışmasız kabul...
Yani ön kabul... Gam değil; dinim hem dogmadır, hem de doğma... Yüreğimde o doğuşu tecelli ettirene bin şükür! Hazret-i Mevlâna'nın sıradan bir hayranı olarak 'Dinim aşktır benim' diyebilmeyi hayal edip durmakla teselli bulurum zaten. Hâsılı, Müslüman Türk olarak, bilgiçlerin 'dogma' dediği ön kabullerimi baş tacı bilmekten memnunum! Peki; bu din de, ya hem dogmaya karşı olup hem '1 Mayıs, ille de Taksim'de' diye dayatmak başka şey mi? Bu ısrar dinci tavırdan farklı mı?
Hani şimdi, bir Müslüman'a 'Hac için ille de Hicaz'a gitmene gerek yok, Konya'ya git' deseniz bir dolu küfür yemez misiniz? Öyle ya, Müslüman, dininin bu gereğini ancak Mekke'de Allah'ın Evi'ni tavaf etme ve Arafat'ta bulunma (=vakfe) diye iki farz ile yerine getiriyor. Mekân, imanın bir unsuru... Sen de '1 Mayıs, ille de Taksim'de' dersen o yerin neden kutsal olduğunu ve bu inanışın emrettiği farzları açıklayacaksın! Bir şeyi mi tavaf edeceksin? Bir mekânda devrim tanrıları adına dua mı edeceksin?
Bu ısrar, katıksız dinci tutumdur! Kanlı Taksim gününden beri, Gladio veya salkımları tarafında kullanılan Kırmızı ve Mavi kuvvetler, yani düşman (!) sol ile dost (!) sağ unsurlar da bu dinin ruhbanlarını veya kurbanlarını oluştururlar... Bu dine göre '1 Mayıs, ille de Taksim'de' diye kaldırım taşlarını söküp mala zarar, cana korku vermeye kalkışırsanız dinciliği aşarsınız, köktendinci olursunuz! Ladinci denenlere misal, size de lâ dinci desek yeridir.
Devrimciliği uzmanlık alanı olarak yaşayanlar ile semavi veya gayrı semavi inanışlar adına dinciliği ve köktendinciliği meslek edinenler M. United ve Chelsea arasındaki karşıtlığa örnektirler! İkisi de vahşi sermaye ürünü yani patron takımı... Azılı veya ezeli rakiplerin meslekleri de aynı: Futbol! Uzman devrimciler ile uzman dincilerin de mesleklerinin bir olduğu gibi... İnanç üzerinden vakit ve nakit götürürler. Onları kullananlar da, M. United ve Chelsea'yi kullananlarla aynı: Sermaye... Tabii sermaye ile emekçiler arasındaki 'gizli servis' denen taşeron köprüsünü de küçümsemeyiz... -03/05/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.- |