Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Yeni 301 kimi tatmin edecek?

Yeni 301 kimi tatmin edecek? PDF Yazdır E-posta
    Hükümetin 301. Madde üzerinde yaptığı değişiklik iç muhalefeti kızdırırken Türkiye'nin uluslararası muhaliflerini de tatmin etmedi! İnsan Hakları İzleme Komitesi adına Ankara'dan BBC radyosunun Türkçe yayınına katılan temsilci keskin bir dille düzenlemeyi eleştirdi:

    'Türklüğü aşağılamak' yerine 'Türk milletini aşağılamak' ifadesinin konması hiçbir şeyi değiştirmeyecek! Niye değiştirmeyecek? Böyle yasalar her zaman düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlarmış! Oysa düşünce adamları gerekirse topluma acı verecek konularda bile eleştiri yapabildikleri takdirde gerçek anlamda ifade özgürlüğünden söz edilebilir imiş! Kaldı ki, Türkiye'de 301 dışında da başka birçok ceza maddesi düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde ciddi engel olmaya devam ediyormuş. Meselâ zafer işareti yapan kişiye terör örgütünü övmek suçundan iki yıl hapis cezası veriliyormuş!

    İktidar kimsenin gönlünü hoş edebildi mi? Ne mümkün! Neredeyse 'İsa'ya da, Musa'ya da yaranamama' hâlinin tarifi gibi bir durum bu! Hem 'Türklüğe hakareti serbest bıraktılar' şeklinde muhalefetin şiddetli suçlamalarına maruz kaldılar, hem de 'Sadece göstermelik bir değişiklik yaptılar' diyen batılıların ve içimizdeki kökten batıcıların küçümsemelerine hedef oldular. Vicdani kanaatim odur ki, konunun üç tarafı da haklı değil:

    1) Muhalefet haksız, çünkü 'Türklüğü aşağılamak' ile 'Türk milletini aşağılamak' ifadeleri arasında kahredici bir fark yok. Bu değişikliğin sadece 'Ben Türk değilim ama Türkiye vatandaşıyım' diyen aşikâr veya sinsi ayrılıkçıları tatmin etmeye yönelik olduğu ortadadır. Dolayısıyla böyle bir değişiklik, sırf PKK'nın batılı hamilerine sus payı olsun diye Kürt ırkçılığına taviz vermek sayılabilir ki, iktidar sorumluluğu zaten böyle manevraları göze almayı gerektirebilir. Ayrıca böyle bir düzenleme, Türklük kavramı üzerinden sürdürülebilecek olan başka bir ırkçı yaklaşımın da önünü kesme niyetini içerebilir ki, bunu öngören iradenin kendisini savunması zor değildir: 'Irkçılığın her türlüsüne karşıyız!' (Ben de karşıyım!) Öyleyse muhalefet 'Türklüğe hakareti serbest bıraktınız' diye suçlarken haklı sayılamaz.

    2) Gerek AB ve organları gibi resmi uluslararası yapılar ve gerekse 'İnsan Hakları İzleme Komitesi' gibi uluslararası sivil toplum kuruluşları da haklı görülemezler. (Esasen bu ikincilerin gerçekten sivil olmadıklarından ve çoğu zaman küresel gizli servislerle bağlantılı çalıştıklarından şüphem yok!) Kısacası Türkiye'nin dış muhalifleri de haklı değil. Çünkü yasada 'aşağılama' kavramı geçtiği halde 'eleştiri' hakkının engellendiği iddiasında bulunmak tek kelimeyle namussuzluktur. Eleştiri ile aşağılamayı birbirine karıştıran yargı adamı ortaya çıkarsa -ki çıkabilir- o da bizim hukuk ayıbımızdır!

    3) İktidar da haklı değildir. Zira Türkiye'yi yüceltme iddiasındaki güç, -hem kendisinin ve hem de ülkenin izzeti açısından- dar gününde batının verebileceği destekten müstağni durabilmeli, en azından müstağni görünebilmeliydi. Erdoğan'ın 'Kasımpaşalı' damarı, bu yönde çevre talep ve baskılarını püskürtebilmeliydi...

-20/04/2008 tarihli BUGÜN gazetesinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan