Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Erdoğan-Baykal Denklemi Bozulurken

Erdoğan-Baykal Denklemi Bozulurken PDF Yazdır E-posta
    Geçen gün değerli bir okur ‘Son zamanlarda siz de CHP’ye yönelik eleştirileri tırmandırdığınıza göre bu partinin oyları galiba çok yüksek çıkacak’ diye sitem ettir. Kendisiyle kısaca yazışınca anladım ki CHP’nin eleştirilmiş olmasından değil, bu eleştirilerin iktidar partisine yarayacağına ilişkin kaygısından ötürü rahatsız...

    Aslında bunun tersi de Adalet ve Kalkınma Partisi taraftarları için geçerli. Onlar da kendilerine yönelik eleştiriler karşısında özellikle muhafazakâr çevrelerdeki CHP tedirginliğini sömürmek için ‘İyi öyleyse Baykal gelsin’ diye kestirmeden tartışmayı noktalıyorlar.

    Allah var, bu iki partinin birbirlerine ettikleri iyiliği hiç kimse onlara yapamaz! Sayın Baykal, iktidar partisini ağırlıklı olarak ‘üst yapı’ yakınmaları ile eleştirip hakikatli veya hakikatsiz laiklik kaygısına odaklandıkça Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işi kolaylaşıyor. Sayın Erdoğan da CHP’yi haklı veya haksız her fırsatta eleştirip durdukça kendisinden ve çevresinden nefret edenler, kerhen de olsa Sayın Baykal’a yöneliyorlar. Zira Sayın Erdoğan’ı hiç kimse Baykal kadar ağır şekilde eleştiremiyor, hiç kimse Erdoğan nefretlilerinin yüreğini Baykal kadar soğutamıyor.

    Önceki seçimden beri siyasi hayatımızı iki liderin tahtırevallisine indirgeyen denklem bozuldu ama Sayın Erdoğan ve Sayın Baykal bunun farkında değilmiş gibi davranmaya devam ediyorlar. Bu ikili tartışma numarası her iki partinin de biricik gıdası olmayı sürdürüyor.

    Doğrusu kendi çıkarları açısından haksız da değillerdi.

    Anadolu’da dolaştıkça görüyoruz ki, barajı aşan herhangi bir üçüncü parti, her ikisine de ağır kayıplar verdiriyor. Sözgelimi Sivas’ta iktidar partisi de, ana muhalefet de, MHP barajın altında kalsa -ki artık öyle bir ihtimal yok- birer tane daha fazla milletvekili çıkarabilecekler... Böyle olduğu için de hem Cumhuriyet Halk Partisi, hem Adalet ve Kalkınma Partisi, birbirlerinin çok fazla kayba uğramalarını isteyebilecek durumda değiller.

    Tabii bu durum sadece Sivas için değil, başka pek çok yer için de geçerli. MHP’nin Meclis’e girmesi, her iki partiye, eşit oranda olmasa da ciddi zararlar yaşatacak, bağımsızları da hesaba kadarsak toplamda 100’den fazla milletvekili kaybedecekler.

    Bu kısır siyaset tarzı iktidar partisi için çok yadırganacak bir durum sayılmaz. Zira hem Erdoğan bu vadinin tecrübeli kurtlarından olmadığı, hem de örgütü çatıdan temele bir fırtına üzerine alelacele şekillendiği için Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sıkı bir ‘siyasi tasarılar birikimi’ ile sahne alması çok beklenebilir bir durum değildi. O bakımdan Erdoğan ve partisinin kendi yaptıkları ve yapacaklarından çok ‘Baykal ve CHP öcüsü’ üzerinden siyaset yapması kimseyi şaşırtmıyor. Fakat Baykal gibi neredeyse bu vadiden ‘erzel-i ömür’ gerekçesi ile emekliye ayrılacak kadar tecrübeli bir liderin, CHP gibi feleğin çemberinden bin kere geçmiş bulunması gereken bir partinin aynı bahtı yaşamasını izah etmek imkânsız. Baykal’ın ‘Erdoğan ve AKP öcüsü’ üzerinden mevcut durumunu korumaya şartlanması büyük bir siyasi yoksulluk belgesidir.

    En son belge de Ermeni yazar Mahçupyan’dan gelmiştir:

    ‘Ermeniler Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verecek...’

    Bir ülkede azınlıkların -en büyük sosyal demokrat (!?) parti dururken- merkez sağa kurulmaya çalışan muhafazakâr bir partiye oy vermeleri CHP için hayra alamet değildir.

    Bütün demokrasilerde yoksullar, sabit gelirliler, azınlıklar, ortalama görüş ve duruşlara uygun görüntü vermeyenler, aykırılar sosyal demokrat partileri kendilerine daha yakın bulurken bizde neden tersi oluyor?

    Şu demokratik yoksulluğa bakınız; gecekondu partilerle asırlık partiler arasında, parti olmak ve siyaset üretmek bakımından nitelik farkı sıfır...

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan