|
İstanbul İçin Bugün Ne Yaptınız? |
|
|
|
İstanbul milletvekili adaylarının, ‘2010 Yılı Avrupa Kültür Başkenti’ ilan edilen bu şehir için neler tasarladıklarını ve hemşerilerine ne vaatlerde bulunduklarını merak ediyor, kendilerine çağrıda bulunuyorum: Dağarcığınızdaki çözüm ve geliştirme önerilerinizi e-posta adresime yollarsanız, parti ayırımı gözetmeden gücüm yettiğince gönüllü ayvazlığınızı yaparım.
Meselâ önce İstanbul’un karşı karşıya bulunduğu depremle ilgili tasarı, fikir ve hayalleriniz meraka değerdir efendim.
Unutmayanınız muhakkak vardır ama önemli bir kısmınızın bu konuda seçmenlerinize tek satırlık bir vaatte bulunacak hazırlık yapmadığını bilmek için kâhin olmak gerekmiyor.
‘Hem zaten, öyle konular milletvekili olarak benim ne haddime efendim! Partimizin büyüğü, yanılmaz ve yenilmez liderimiz gerekenleri mutlaka düşünmüş, çevresindeki dâhi danışmanlarına lüzumlu bütün çalışmaları yaptırmış, iktidara geldiğinde uygulamak üzere -rakiplere kaptırmamak için- kafasının en gizli çekmecesine kilitlemiştir.’
İyi, bekleyelim, deprem de bekliyor zaten!
Şüphesiz en kötü durum, bir İstanbul milletvekili adayının genel başkanı ve danışmanları hakkında böyle düşünmesi ve böyle konuşması değildir. En kötü durum, sevgili adayın bu kabil avuntulara bile ihtiyaç duymadan seçim kampanyasını yürütüyor olmasıdır. Dilerim ‘Mülkün Sahibi’, önce onları uyandırır, uyanmaları kabil değil ise sandığa gark eder inşallah!
***
İstanbul’un Zeytinburnu semtinde durduk yerde yıkılan binanın, depreme dayanıklılık araştırmasından sınıfı geçmiş olduğunu sayın adaylarımıza hatırlatırım. Bu ise, İstanbul için devede bir tek tüy bile değildir! Söz konusu testlerde sağlamlığına hükmedilmiş binaların pek çoğu, bazı ciddi uzmanlara göre orta şiddette bir depremde yerle bir olmaya adaydır.
Hakikat budur ve bu felâket tellallığı değildir.
Sayın adaylarımız merak buyurur da, deprem ticareti yapmayan hocaların bilgisine ve konuyla ilgili resmi verilere ulaşmaya çalışırlarsa tehlikenin Türkiye açısından başka hiçbir tehditle kıyaslanamayacak kadar büyük olduğunu öğreniverirler. İstanbul Türkiye demektir.
Bir başka öncelikli alan da bu şehrin trafik meselesidir.
Torunlarımızın kazanacağını varsaydığımız paraları borçlanarak, gerçek zenginlik düzeyimizi aşan bir kolaylıkla binek araba edinebildiğimiz için otoparksız İstanbul’u dünyanın en büyük otoparkı haline gelmek üzereyiz. Zira bir süre sonra arabalar ancak otoparklardaki kadar hareket edebilecek ve böylece bütün yollarıyla dev şehir muazzam bir park alanına dönüşecek!
Alınan yüksek vergilerden kolay kolay vazgeçilemeyeceği için binek araba edinmeyi teşvik eden ortam değişecek gibi görünmediğine göre yolsuz İstanbul’da araç sayısındaki artış sürecektir. Yol yapmadan kavşak yapan İstanbul’un bu keşmekeşten kurtuluşu için sayın vekillerimizin dağarcığında acaba ne gibi öneriler vardır?
Yine meselâ küresel ısınma yüzünden İstanbul’a düşen iklim faturasına ne gibi kaynaklar geliştirmeyi düşünüyorlar? Sözgelimi bu bozulma yüzünden patlayan ‘klima’ talebi karşısında İstanbul’un fazladan ne kadar zararlı gaza maruz kaldığını, böyle cihazlar için teknik ve çevreci kıstasların neler olduğunu ve neler olması gerektiğini sayın vekillerimiz dert ediniyorlar mı? Ayrıca tırmanan ve tırmanmaya devam edecek olan klima talebinin elektrik tüketiminde nasıl bir artışa yol açacağını ve zaten mevcut talebi karşılamakta zorlanırken böyle bir ek yükün hangi acil yatırımlarla ne şekilde çözüleceğini merak buyuruyorlar mı? Lütfen bizi umutlandırınız efendim. -www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.- |