Bir PKK militanının ‘Kandil’e ABD araçları ile silahlar geliyor, Amerikan askeri yetkilileri bizim komutanlarla görüşmeler yapıyordu’ şeklindeki iddiaları bu ülkenin Ankara Büyükelçisi tarafından yalanlanırken bazı çevrelerde bir an ‘Bakın, gördünüz mü, işte gerçek sonunda açığa çıktı’ rüzgârı esti.
Her küresel ve bölgesel oyuncu gibi ABD’nin de terörü araç edindiğinde şüphe zaten yok ama bunun için bir teröristin iddialarını delil saymak abes! Elbette terörist de gerçeği söylüyor olabilir. Fakat teröristin beyanı kanıt olamaz. Öyle olacaksa Şemdinli’de, Mehmetçik katletmekten yıllarca hapis yatan kişinin beyanına göre askeri istihbarat görevlilerinin de halka bomba attıkları iddiasını mahkemeye gerek duymadan benimsemek zorunda kalırız. Terörü araç olarak kullanan ülkelerin başında ABD gelir; İsrail, İngiltere, Rusya, Fransa ve Almanya da stratejik av alanlarında sırtlanlık icabı ‘biz de varız’ demeye çalışırlar. Terörü araç edinmeyi hakkıyla tanımlayıp meselâ silah satmayı, vize kolaylıkları sağlamayı, doğrudan ve dolaylı yataklık etmeyi, örgütlere maddi-manevi destek vermeyi işin içine katacak olursak liste onlarca sayfaya sığmaz. O takdirde, İsviçre ve Belçika gibi küresel derinlikte stratejik iddiası bulunmayan ülkeleri geçtik, Faroe Adaları gibi ‘Mahalle Devlet’ bile bile listeye girer. Sadece Fehr iye Erdal muhabbeti Belçika’ya, PKK’lılara hoşgörüsü de İsviçre’ye vicdan mahkemelerinde ‘Haydut Devlet’ yaftası yapıştırmaya yeter.
Ne var ki ABD terör örgütlerini daha pişkince kullanır, onları masum insanlara katliam yapan ölüm makineleri olarak işletir. Nitekim ABD’nin bazı uluslararası anlaşmaları imzalamaması veya imzaladığı halde uymaması, böylece bazı vahşi savaş yöntemleriyle ilgili sınırlamaları tanımaması, kendi askerlerinin insanlık suçlarından yargılanmasını kabul etmemesi gibi göstergeler bir bakıma ‘Ben haydut devletlerin en büyüğüyüm, elinizden geleni yapın’ türünden meydan okumadır.
Tek başına küresel egemen olma kuduzluğu böyle bir şeydir. Esasen sadece kara mayınları üretme, satma ve kullanma vahşeti açısından ABD’nin sabıkaları korkunçtur. Üstelik bu ülke, dünyanın her köşesini mayın tarlasına dönüştürebilecek korsanlığın baş patronu olduğunu da gizlemez.
İşte son bir gösterge:
‘Pentagon, Irak'ta, yola döşenen bombalara karşı tasarlanmış mayına dirençli 20 binden fazla araç alınmasına onay verdi... Kara Kuvvetleri için 17 bin 700, Deniz Piyadeleri için 3 bin 400 ve Özel Kuvvetler içinse 300 araç alınacak...’
Bu, milyar dolarlık bir alım demektir.
Böyle bir para, dünyada mayın üretimini yasaklamak ve yasağı uygulatmak için harcansa, bu kahpe ‘Ilık Savaş’ silahı yeryüzünden kazınabilir. Fakat hayır, küresel egemenlik kuduzu buna razı değil: ‘Ben mayını dilediğim yerde, dilediğim zaman araç olarak kullanacağım, kullandırtacağım ama onunla bana acı vermek isteyenler teknolojime takılacak ve başaramayacaklar...’
Bu, yeryüzünde şeytanın dini olan liberalizmin savaş ahlâkıdır. Aynı ahlâk özelleştirmede de işler:
-Herkes, her ülkedeki kamu varlıklarına talip olabilir... Sen benim ülkemden alabilirsin, ben de senin ülkenden alabilirim... Tamamen doğal ve eşitlikçi bir yaklaşım, gerçekçi bir ideoloji!
-İyi ama senin paran çok, benimki yok veya çok az... Sen benim ülkemdekini alabileceksin, ben seninkinin semtine bile uğrayamayacağım.
-Ee, ne yapalım arkadaş o liberalizmin sorunu değil. -www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.- |