Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Merkez Sağ Üstüne Faraza

Merkez Sağ Üstüne Faraza PDF Yazdır E-posta
    Sayın Mumcu ve Sayın Ağar arasında başlar gibi olup henüz yürümeyen ‘merkez sağın birleşememe’ tartışması çok mu önemli? Bu birleşme olsaydı 22 Temmuz’dan çok farklı sonuç çıkacağına kani iseniz öykünün açıklık kazanmasını fazlasıyla önemseyebilirsiniz.

    Öyle ya, ‘Kaçan balık iri olur’ diye kahredip durmaktasınızdır. Hatta ‘Kör ölür, badem gözlü olur’ diyen atalarınızı özellikle hatırlamamaya çalışarak ‘DYP-ANAP aşkı evlilikle noktalansaydı Adalet ve Kalkınma Partisi sandığa gömülürdü’ diye karalar bağlar, ağıtlar yakabilirsiniz.

    Oysa bu birleşme gerçekleşseydi bile Demokrat Parti’nin yüzde 10’u aşacağı, hele iktidar partisini ortak hükümet kurmaya veya ana muhalefet olmaya mahkûm edecek bir orana ulaşacağı kesin miydi?

    Evet, birleşme havası, iktidar partisi dışındaki merkez sağa bir rüzgâr getirir gibi olmuştur, sonra da dağılma ile birlikte bu esinti sönmüştür. Eğilim yoklamaları da gösteriyor ki birleşme umudunun dorukta olduğu günlerde dahi Adalet ve Kalkınma Partisi yerlerde sürünüyor değildi. Dolayısıyla bu tartışmayı şahsen anlamlı bulamıyorum.

    Eğer iktidar partisine farazi bir miktar katkıda bulundukları ve merkez sağa farazi bir kayba uğrattıkları gerekçesiyle bu iki liderin hesap vermelerini isteyenler varsa daha geriye gitmeliler:

    ‘Neden Meclis’e girmediğinizi açıklar mısınız?’

    Asıl anlamlı tartışma bu olabilir. İlki nihayet birleşmeyi becerememenin hesabını verme çağrısıdır. Bu da sadece siyasi bir fatura doğurur. Oysa oylama günü Meclis’e gitmemek, Gül’ün önünü kesmek için hukuku ve mantığı iğfal edenlerin 367 manevrasına ortak olmakla eşdeğer bir davranıştı. Bunu kurcalayan bir hayal gücü, hem Ağar, hem de Mumcu için sadece siyasi ceza öngörmekle kalmaz, başka bir sürü şüphe kapısından içeri dalar:

    ‘Hangi mantık, hangi gerekçe, hangi şartlar sizi, aklen ve vicdanen katılmadığınız 367 manevrasına geçerlik kazandırmaya zorladı da Meclis’e girmemeyi içinize sindirebildiniz?’

    Böyle bir sorgunun gitmeyeceği yer yoktur:

    1) Hukuk dışı bir manevra olduğunu bilerek, daha kaba bir müdahaleyi, hatta darbeyi önlemek için mi 367’ye geçerlik kazandırıp kendinizi feda ettiniz? 2) Bazı kaynaklardan Gül’ün Köşk’e çıkmasını sakıncalı gösteren çok mahrem ve önemli bilgiler geldiği için mi tatsız bir yöntemle de olsa önünün kesilmesine katkıda bulunarak kendinizi feda ettiniz? 3) Size şu veya bu şekilde, şu veya bu yönde bazı kural ve ahlâk dışı şantajlar yapıldığı için mi kendinizi feda ettiniz?

    ‘Meclis’e girmeyişimiz hataydı’ diyen Ağar mümkün müdür ki, bunu ancak iş işten geçtikten sonra kavramış bulunsun?

    Belli ki o günlerde bir şeyler oldu.

    Bunlar muhakkak ki, DYP ile ANAP’ın birleşememesinden daha derin işlerdi. Ayrıca birleşememe vakasının 22 Temmuz sonuçları üzerinde etkisi yüzde 5 ise, Ağar ve Mumcu’nun 367’yi geçerli kılmaları en az yüzde 10’dur. Ne var ki, herkes gibi ben de ‘ninemin sakalları olsaydı’ diyerek hesap yapmaya zorlanırsam derim ki:

    Ağar ve Mumcu o gün TBMM’ye girselerdi, sonra da DP çatısı altında sağlıklı bir birleşmeyi gerçekleştirebilselerdi yine de çok şey değişmez, Adalet ve Kalkınma Partisi 300’e yakın milletvekili ile tek başına iktidar olabilirdi... Derim de ne olur? Hiç!

    Tam tersine ‘Öyle olsaydı iktidar partisi ana muhalefete düşerdi’ desem ne olur? Hiç!

    Öyleyse Ağar ve Mumcu’nun çağrıldıkları hesaplaşma neye yarayacak? Ağar Mumcu’yu veya Mumcu Ağar’ı yok etse, kazanan ihya mı olacak, 22 Temmuz’a doğru ve 22 Temmuz’da kaybettiklerini geri mi alacaktır? Lâkin ‘münakaşa olsun, manşet çıksın’ diyorsak mesele yok; o zaman tırnaklarımızı birbirimize sürtelim...

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan