Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Milli İrade Üstüne

Milli İrade Üstüne PDF Yazdır E-posta
    Epey zamandır kafa yormaya çalıştığım halde ‘milli irade’ dediğimiz kavramın -yoksa kurum mu- neyi ifade ettiğini anlayabilmiş değilim. Tuhaftır, ‘gayrı milli irade’ dense bir şeyler anlıyorum ama ‘milli irade’ terimini parçalarına ayrılsam bile işin içinden çıkamıyorum.

    ‘Milli’ nedir meselâ?

    Bu ülkede yaşayan 75 milyonu millet sayarsak ‘milli’ kelimesi sözlük itibariyle ‘milletle ilgili, millete dair, millete mensup’ gibi anlamlar ifade ediyor. O zaman ‘milli’ deyince ‘Türkiye’deki 75 milyona dair, 75 milyonla ilgili, 75 milyona mensup’ mu demiş oluyoruz? Ya ‘irade’ kelimesine ne buyrulur?

    Mecaz, kavram ve terim yüklerinden arınmış çıplak haliyle sözlükte ‘istek’ anlamına gelen ‘irade’ kelimesi gündelik hayatımızda daha çok ‘kararlılık, kendine hâkim olabilmek, sebat vs.’ karşılığında kullanılıyor. Açıkçası hem ‘milli’ kelimesi, hem ‘irade’ kelimesi bin salkımlı anlam demeti içerebiliyor. Tanım kesinliğinden yoksun bu iki deyim bir araya gelip ‘milli irade’ olunca nasıl muhkem bir terim, hatta kurum niteliğine bürünebilir? Yoksa ‘milli irade’ her şey demek olduğu için, aynı zamanda ‘hiçbir şey’ demek midir? Belki de bu yüzden ‘milli irade’ çoğu zaman, ona yüklenen anlamıyla siyaseten hiçbir şey ifade etmemektedir.

    Acaba işimi kolaylaştırmak ve ‘milli irade’ hakkında sağlıklı bir anlamlandırma yapabilmek için alan daraltmaya mı gitsem? Meselâ ‘Sandıktan çıkan sonuca milli irade denir’ diye bir tanım mı yapsam? Olur mu?

    O zaman faraza bir parti yüzde 5 oy alsa, geri kalan 95 ayrı parti de yüzde 1’er oy alsa, birinci çıkan partiye yönelik teveccüh ‘milli irade’ midir?

    ***

    Bu tür sorular sorarak abesle mi iştigal ediyorum?

    Öyle hükmedenlere saygı duyarım.

    Ancak kutsadığımız kavramların girinti ve çıkıntıları hakkında herhangi bir muhasebemizin olup olmaması önemsiz mi?

    Bu sorularla, ‘milli irade’ gösterisi düzenleyen siyasetçileri çekiştirmek niyetinde değilim. Aksine, ben de en az onlar kadar, ‘sayısal çoğunluk önemli değil, siyasal çoğunluk önemlidir’ diyen veya demeye getiren zihniyete karşıyım! Fakat ‘milli irade’ deyimi ile kastettikleri şeyi kutsayanların da derin bir derdi olmalı:

    ‘Sayısal çoğunluk önemlidir ama her şey değildir.’

    Hiçbir zaman da her şey olmayacaktır ve olmamalıdır.

    Sayısal çoğunluğun ne ölçüde, nelerle sınırlı bir ‘iktidar’ sağlayacağı konusunda kılı kırk yararak milyonlarca kitaplık külliyat geliştirsek de yine hayatı kuşatmayı başaramayız. Ne yaparsak yapalım, her zaman sayısal çoğunluğun yetki sınırları konusunda tartışmalar ve ihtilaflar olacaktır. Öyleyse meselenin ruhu; ‘milli irade’ deyimi ile -her ne kastediyorsak edelim- kastettiğimiz o şeyde değildir.

    Mesele vicdan ve hakkaniyet meselesidir.

    Mesele, azınlığın her türlü hukukunu -İslâmiyet’in üzerinde titrememizi istediği- ‘kul hakkı’ (= güncel adıyla ‘insan hakkı’) bahsinden ayrı görmemek meselesidir.

    Mesele, sandıktan galip çıkanlar olarak kendimiz için istemediğimizi ve istemeyeceğimizi, sandıktan mağlup çıkanlar için de istememektir. Mesele adaletli davranamamış olmaktan ürpermek meselesidir. Bunca tartışmadan sonra ‘milli irade’ için ‘olmayana ergi’ yöntemiyle bir hükme varmaya çalışabilirim:

    ‘Uzlaşma’ kavramını ordulara bedel kılıç gibi kullanıp azınlık konumundan çoğunluğa hükmetmeye çalışan Sayın Baykal’a ve zihniyetine -sayısal- yenilgi tattıran şey olmak, ‘milli irade’ terimi için çok hafif kalıyor.

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan