Sayın Erdoğan’la Sayın Bahçeli arasında Öcalan üzerinden süren, bazen öteki siyaset adamlarının da katıldığı tartışma Türkiye için acı ve utandırıcı bir siyasi hafiflik göstergesi... Bu, vaktiyle Özal ve Calp arasında yaşanan ‘Köprüyü satarım-sattırmam’ türünden magazin hafifliği de değil, devlet görgüsü açısından kahreden bir yenlik atışma, ne yazık ki...
Şimdi tutup bu tartışma sırasında hangisinin sözlerinin daha ağır veya daha hafif, hangisinin mantık açısından daha tutarlı ve sağlıklı olduğu tartışmasına girmem. Sadece Öcalan’ı tartışma konusu yapabilmelerini yadırgıyor ve devlet adamlığı açısından son derece derin bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Böylesine hafif bir atışmayı tartıya vurmaya kalkışmak herhalde gülünç olur.
Sayın erkân, söyler misiniz, dilinize doladığınız bu Öcalan kim?
Türkiye Cumhuriyeti devletinin en büyük düşmanı mı?
Öyle ise, ne büyük adammış bre!
Bazen ‘İmralı sakini’ diye aşağılar gibi yaptığınız bu şahıs şu veya bu makamdaki devlet adamımızın yahut siyasetçimizin rakibi mi, seçeneği mi, muhalifi mi? Hayır, bu adam, gürlediğiniz zaman ‘bebek katili’ dediğiniz büyük bir suçlu! Hukuk düzeninizin mahkûm vatandaş konumunda cezasını çektirdiği bu şahıs devlet erkânının diline geldiği zaman yücelmiş olur. İsterseniz adını anmayın, sadece ‘terörist başı’ veya ‘çete reisi’ deyin! Bir suçluyu siyasi tartışmalarınızın odağına oturttuğunuz zaman, hiç şüphe yok, kendinizi küçültür, onu yüceltmiş olursunuz. Kastınız bu değilse yaptığınız ne işe yarıyor?
Yoksa onu dile dolamakla yüceltmediğinizi mi söyleyeceksiniz?
O zaman açıklayınız lütfen:
Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı bir suçluyu, tartışma malzemesi yapar da onu nasıl yüceltmez? Başbakanlık makamı basit bir makamsa tamam, itirazım yok. Başbakanlık milli iradenin odaklandığı, milleti temsil makamı ise burada bulunanların bir suçluyu diline alması ona büyük paye vermektir. Türkiye Cumhuriyeti başbakanı için bu böyle de, sözde başbakanlığa talip bir muhalefet partisi için durum farklı mı?
Elbette hayır!
Başbakanlığa talip olanla başbakan arasında bu açıdan bir fark yok. Devlet adamı, terör suçlusu üzerinden siyaset primine tenezzül etmez. İki kere iki dört...
Diyeceksiniz ki bunlardan önce filanca başlattı, sonra öteki ona cevap verdi. Mazeret değil!
Devlet adamlığı iddiasındaki kişi, rakibinin yaptığı hataya aynıyla cevap veremez. Eski hukukumuzun -aslında evrensel hukuki aklın- altın kuralı belli: ‘Zarar da, zırar da onaylanamaz!’
Ne demek bu?
Birine zarar vermen caiz değildir. Aynı şekilde sana zarar verene senin karşılık olarak zarar vermen caiz midir? O da caiz değildir. Bunun gibi, siyasi rakibin bir terörist başını tartışma malzemesi yaptı diye onun seviyesinden veya ondan biraz daha üst perdeden cevap vermeye hakkın var mı?
Yok!
Devletimizi yöneten, yönetecek olan veya yönetmeye talip bulunan şahısların bu gibi konularda kahvehane filozoflarının düzeyinden tartışma yürütmelerini izledikçe ülkenin geleceği adına karamsarlığa kapılmaktan sakınmak zorlaşıyor. Öcalan üzerinden siyaset yapmayı içinize sindirebiliyorsanız, eh bir aşama sonrası için de bizatihi o şahsın siyaset yapabilmesini anlayışla karşılayabilir misiniz? Ne dersiniz, böylesine tatlı bir siyaset malzemesi yapabildiğiniz kişiyi bıraksanız da partisinin başına mı geçse?
Bakarsınız hiç kimsenin kökünü kazıyamadığı terörü bay terörist başı bitirir! -www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.- |