Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Özgür ve Bağımsız (!) İngiliz Sicimi

Özgür ve Bağımsız (!) İngiliz Sicimi PDF Yazdır E-posta
    İngiltere’de Pazar günleri yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesi, Başbakan’ın dış siyaset danışmanlarından Sayın Egemen Bağış’ın ‘ABD ile çatışma pahasına Kuzey Irak’a gireriz’ dediğini iştahla yayınladı.

    Ayrıca emekli General Nejat Esen’in de bu konuda ABD’ye yönelik sert eleştirilerine yer veren gazete, son aylarda İngiliz medyasında gördüğümüz Türkiye’yi kışkırtıcı tavrın yeni bir örneği oldu. Üstüne üstlük âdeta ısmarlanmış gibi duran bir fitneyi de piyasaya sürdü: ‘Sınır ötesi harekât kararı alınması, yeni hükümet ile ordu arasında muhtemel çatışmanın önlenmesine katkıda bulunabilecek...’

    Bunu yaparken de ‘Türkiye'deki seçimler, ordu Gül'ün cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktığı için öne alındı’ diye kayıt koyuverdi.

    İngiliz medyasında aylardan beri sık rastladığımız ‘Türkiye’yi bir an önce Irak’a girmiş görmek isteyen’ hevesin yansımaları, bu ülkedeki iddialı ve havalı basın kuruluşlarının özgürlük ve bağımsızlık fiyakasını sarsıyor, yönlendirilmişlik katsayısı açısından sorgulatıyor.

    Önce ABD ile çatışma pahasına Irak’a girmeyi tartışalım...

    Türkiye bunu yapmaz, doğrudan ABD saldırısı olmadıkça yapamaz da! Ayrıca henüz yapmalı da değildir.

    Egemen Bağış inanarak mı söylüyor bilemem ama Türkiye gerekirse hakikaten ABD ile çatışmayı da göze almalıdır. Belki de ancak öyle bir gün geldiğinde ve çatışma yaşandığında, arkasından oluşacak barış sürecinde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler düzeltilebilecektir. Şimdiki durum biri çok büyük, öteki de çok önemli iki devlet arasında olması makul ve makbul ilişki türü değildir. ABD bize resmen ‘Ben sizin canınızı yakabilirim, siz sadece katlanmak ve beni iyi anlamak durumundasınız’ demektedir. Bu sözlerin diplomatik bir kibarlık içinde söylenmesi ise, Ankara için sadece görüntüyü kurtaran bir sabır ve kahır sınavıdır. Yoksa bu muameleye hiçbir ülkenin vatandaşı tahammül edemez. Barzani gibi düşünen bir Türkiye Kürdü dahi, Ankara’nın en yetkili zevatı arasında bulunsa, ABD’nin bize yaptığı muameleye isyan eder! Bu tavrın bırakınız müttefik ilişkisine uygunluğunu, düşmanlar arasındaki asgari karşılıklı anlayış ve insafa bile aykırı olduğu tartışma götürmez. Size savaş ilan etmiş düşman bile, yapmak isteyeceğiniz bazı hamleleri anlayışla ve doğal karşılar.

    Ne var ki, bugün Irak’a girmeyi konuştuğumuz zaman ABD ile çatışma ihtimalinden çok bölgedeki insanlarla vuruşma ihtimalini tartışmalıyız. Türkiye için, ABD ile çatışmaktan çok daha kötü olan bölge ahalisi ile çatışmak, ayrıca bölge ahalisinin Kürt-Türkmen kutuplaşmasına ve boğazlaşmasına yol açmaktır. Biz oraya, bölge yönetimini ve ahalisini ikna etmeden, hatta onların ısrarlı davetleri olmaksızın girdiğimiz takdirde birileri mutlaka her fitneyi, özellikle de Türkmenler ile idareyi ve gücü elinde tutup maalesef kötüye kullanan Kürtleri birbirlerine kırdırtmak için kanlı Sünni-Şii fesadına benzer bir tezgâh kuracaklardır.

    Hâsılı; İngiliz medyasının dünyadaki itibarını inkâr eden bir ısrarla ‘Ah şu Türkiye bir an önce Irak’a girse’ diye avuç ovuşturur gibi yayın yapmasını yabana atmamalıyız.

    İngilizler tam da Atatürk’ün Kerkük-Musul meselesini halletmeye hazırlandığı yıllarda ‘Kürt Sait İsyanı’nı örgütleyerek elimizi bağlamışlardı. İnsan, şimdi de ‘Kerkük-Musul bölgesinde İngiliz çıkarlarının önünü tıkayan ABD’yi dize getirmek için’ bizi kullanmak isteyip istemediklerini sorgulamadan edemiyor.

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan