|
Rakibin Çakalsa Sen Neyin Aslanısın? |
|
|
|
Rakibin çakalsa sen neyin aslanısın? Sıcaklar mı ülkemizi daha çok kavuruyor, liderlerin tırmandırdığı söz ateşi mi; ölçemiyorum. Bunca fiziki hararetin ardından serin günler yine de gelecek inşallah ama siyaseti umut olmaktan çıkaran böylesi ağır sözlerin yaralarını hangi merhem saracak?
İçimi karartan bu meydan sorumsuzluğundan ve taşkınlığından olsa gerek dilimde -çocukluğumdan kalma-Arapça bir sözü mırıldanıp âvâre âvâre dolaşıyorum: ‘Cerahatüssinanı leheltiyam...Velâ yeltâmu mâ cerahallisan...’ ‘Kılıç yarası iyileşir de dil yarası geçmez.’ Dağarcıklarındaki tasarıları ortaya saçarak tabanlarına ve daha çok da kararsızlara heyecan vermeyi deneyen liderler kimsenin kılının kıpırdamadığını gördükleri için midir, nedendir; kendi kerametlerini ballandırmaktan vazgeçip rakiplerinin şeametlerini sallandırmaya koyuldular. Neredeyse tamamı lisan-ı hâl ile diyorlar ki: ‘Tamam, ey ahali, bende matah bir ilaç bulamadın ama bari ötekinin büsbütün uğunu unutma. Ben iyi olmayabilirim ama öteki benden çok kötü.’ Seçim kampanyalarının özeti budur efendim! Bir an için fazilet kaygılarını bir yana bırakıp yarışı bu derece çirkin ve kısır şekilde yürütmekten başka bir erginlik sergileyemeyen tarafların gerçekçi hesap ve beklentilerini anlayışla karşılamaya çalışalım: Acaba ‘Ben sıtmayım öteki ise kanser’ cümlesinden ibaret bu propaganda türü ile partiler ne hesap yapıyorlar? Herhalde ‘Böyle bir gerginlik hiç değilse elde avuçta olanı korumaya yarar’ diye kısa günü asgari zararla atlatmak için siyasetin itibarını –dolayısıyla ortaklaşa bindikleri gemiyi- daha bir delik-deşik hale getirmeyi göze alıyorlar. Şüphesiz bu durumun pek yeni bir yanı yok. İnşallah bir daha askeri darbe asla yaşamayacağız ama unutulmamalı ki ülkemizde siyasi mücadele böylesine ağır saldırganlıklara sahne olduğu hemen her seferinde çürük demokrasi gemisi bakım (!) için kızağa alınmıştır. Liderlerimizin, hiç değilse mevcut oy oranını korumak gibi basit bir beklenti içinde seçimi hakaret ve aşağılama yarışına dönüştürmekten sakınmayarak bindikleri demokrasi gemisini delmeye devam etmeleri azmedilmiş bir cinnet olsa gerek. Zira hiçbiri, rakibine yönelttiği ağır hakaret ve aşağılamalarla aslında kendi kendisine zarar verdiğini kavrayamayacak kadar akılsız değil. Evet, bu bilinçle tercih edilmiş bir cinnet faslı... Akıllı ve onurlu insanlar -eğer ille de savaşmak zorundaysalar- düşmanlarına bile saygı gösterirler. Ya bu liderler, ‘Beş para etmez’ dedikleri rakiplerini yenmekle hangi şerefi kazanabileceklerine inanıyorlar? Kişi rakibi kadar değerlidir. Rakibin çakalsa, sen aslan olabilir misin? Rakibin kör veya topalsa, sen kahraman olabilir misin? Milletin kadim vakarından nasipsiz liderler halkın önünde birbirlerini yemiyorlar, siyaseti yiyip tüketiyorlar. Rakibe yönelik saldırgan üslup siyasetçinin en büyük aczidir! ‘Bana oyunu verirsen sana şu hizmetleri sunarım’ diyen siyasetçi inandırıcı olamadığını ve olamayacağını gördüğü için var gücüyle ‘öcü tehdidi’ salmaya çalışmakta ve halkı aptal yerine koymaktadır. Böyle olduğu için de rakibe hakaret aslında katıksız bir şekilde kendi seçmenine hakarettir. Eh, liderinin rakibe hakaretini alkışlayan partili de, hiç gocunmasın, kendi kendisine yapılan hakareti alkışlamaktadır. -www.gazeteport.com adresinden alınmıştır. |