Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Rövanş Hissiyle İleri Anayasa?

Rövanş Hissiyle İleri Anayasa? PDF Yazdır E-posta
    İktidar, seçim zaferinin ardından köklü bir anayasa değişikliğini aceleci bir yaklaşımla hemen gündeme almaya kalkışırsa bu yeniden -haklı veya haksız- ‘gizli ajanda’  yaygarasına yol açabilir, durduk yerde yine aynı ilkel kavgaya dönebiliriz:

    ‘Cumhuriyet’i yıkıyorsunuz.’

    ‘Hayır Cumhuriyet’i ilerletiyoruz.’

    Maalesef ‘meteoroloji’ verilerinden bile resmi ideoloji adına kaygı üretebilecek kadar derin özgüven yoksulluğuna sürüklenmiş bir toplumda tartışma üslubu ve zamanlama çok önemli...

    Türkiye’nin ciddi bir anayasa değişikliğine ve hatta sıfırdan özlü bir anayasaya ihtiyacı var. Fakat sivri çıkışlar böyle bir ihtiyacı hemen rejim tartışmasına dönüştürüp boğar. Nitekim taze vekil bir akademisyen tartışmaya ‘Atatürk’ adını karıştırınca tepkiler yükseldi:

    'Bunlar İkinci Cumhuriyet’çilerin hezeyanlarıdır...'

    Hazırlıksız başlangıçlar, hiç başlamamaktan daha beter!

    Böyle sivri girişler, ortak aklı arayarak yapılmış çalışmaları münakaşaya açmak değildir. Bu söylemler, televizyonculara ve gazetecilere malzeme verir ama Türkiye şartlarında ileri ve sağlıklı bir anayasa için üzüm yemek isteyenlere yaramaz! Birileri hemen ‘Sizin niyetiniz bağcıyı dövmek’ deyip suyu bulandırır, tartışmayı ölüm-kalım meselesi yapıverir:

    ‘Atatürk’ten ne alıp veremediğiniz var!’

    Ne diyeceksiniz?

    ‘Hayır, biz de Atatürkçüyüz! Fakat onun ölümünden sonra icat edilerek darbelerin daimi gerekçesi haline getirilmiş Kemalizm denen gizli hükümet reçetesine karşıyız.’

    İstediğin kadar söyle, sen artık Atatürk düşmanısın!

    İşin özü şu ki, Atatürk istismarcılarının varlığını ve gücünü hesaba katarak, darbe-severler dâhil her eğilimden vatandaşın yeni bir anayasa için fikrini ve katkısını öngörecek bir iradeye ihtiyaç var.

    Aslında ‘Kemalizm’ ile hesaplaşmaya niyet ederek anayasa tartışmasına başlayan kişi Kemalist geçinenlerin yaptığını taklit etmiş oluyor:

    Nasıl mı?

    Kemalistleri dışlayarak, onlara karşıt bir anayasa öngörüyor. Tıpkı onların da berikileri dışlayarak, halkı küçümseyerek, sandıktan çıkan iradeyi dengeleyecek çarklar oluşturan anayasa yapması gibi...

    Şimdi Kemalizm karşıtı ne yapmış oluyor? Bir rövanş deneyine kalkışıyor...

    Tıpkı 1980 Anayasa’sının da bir çeşit 1961 Anayasası’na karşı rövanş boyutu içermesi gibi.

    Burası pay edebileceğimiz bir cumhuriyet değil!

    Burada sivil şartlarda birimizin ötekini pes ettireceği bir anayasa yapamayız. Darbeci yapar ama siviller yapamaz.

    Türkiye darbecilerin tamamını, infazı olmayan bir mahkemede yargılayıp suçlarını hükme bağlayarak tarihe havale edemediği sürece darbeye müstahak ve aday kalacak, özgürce tartışarak anayasa yapamayacaktır. Darbeci kültür hâlâ canlı ve güçlüdür...

    Öyleyse bu çevreleri de dürüstçe ve önyargısızca tartışmanın içine katarak orta yolu aramadığımız sürece ‘sivil anayasa’ hevesleri artistik demokratlarımızın uzayıp giden entelektüel eğlencesi olmaktan ileri gidemez. Arada AB gibi tanrılaştırdığınız bir ‘uygarlık öğretmeniniz’ çıkar, iki üç değişiklik yaptırır, o kadar! Böylece şurasından parmağınızı sokup ittiğiniz anayasa burasından çıkıntı yapar, büsbütün eciş-bücüş bir hâl alır.

    Bu şamata ve bu özgüven yoksulluğu ile biz; hiç değilse ‘Pasta tarifi bile veren anayasa’ saplantısını aşıp özlü ve özgün bir temel metin ihtiyacını benimseyebilsek büyük kazanç olacak...

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan