23 Temmuz için dürüstçe tahmin yapmaya çalışanların da, herhangi bir niyet ve beklenti içinde yönlendirmeci rakam telaffuz eden ve ettirenlerin de büyük yanılgılar yaşaması kuvvetle muhtemel.
Sebebi de ilk defa oy kullanacak yaşa gelen gençler... Bunların ezici çoğunluğunun partileri olmaz. Önemli bir kısmının hiçbir siyasi eğilimi dahi yoktur. Bir kısmının oy kullanmak gerektiğine ilişkin bir fikri bile bulunmaz. Onun için de dengeleri değiştirecek bir kitle oluşturan bu neslin sandığa gidesi de yoktur.
Kim götürebilir, nasıl götürebilir? Bunların bir kısmını iktidar partisinin sandığa götürmeyi becerebileceği şüphesizdir. Bir kısmının CHP, çok az bir bölümünün de diğer sol parti veya adaylar tarafından oy kullanacak bilince sahip kılındıkları da malumdur.
Geriye her durumda başıboş bir yığın oy kalmaktadır: Siyasetle ilgisiz, dünyadan ve ülkeden habersiz... İşsiz güçsüz... Yazın sıcağında heyecansız ve patırtısız bir seçim şimdilik onları harekete geçirebilmiş görünmüyor.
Öyle görünüyor ki bu kitleyi sandığa götürebilecek biricik etken terör... PKK’nın üstlendiği veya PKK’nın üstlenmesi sağlanan, hangi gizli melun servislerin desteklediğini Allah’ın bildiği, biraz da herhalde Ankara’nın hissettiği terör... Bunların sandığa gitmeleri halinde kime oy verecekleri aşağı yukarı belli.
Hatta bu başıboş gençlerin dışında herhangi bir sebeple sandığa gitmeyi düşünmeyen başka insanların da terörden ötürü öfke ile oy kullanmaları durumunda nereyi tercih edeceklerini tahmin etmek zor değil. Dürüst tahmincilerin de, yönlendirmecilerin de hesaplarını şaşırtacak olan, sandığa soğuk kitledir.
Her şeye rağmen bunların büyük bir kısmı yine de sandıktan uzak durabilir. O zaman da yönlendirmecilerin değil, dürüst tahmincilerin hesapları tutabilir. Peki, kim dürüst tahminci, kim yönlendirmeci? Bunu somut hedef göstererek kimse söyleyemez. Bilinen ve görünen o ki, kamunun önünde bir partinin lehine ve bir başkasının aleyhine yönlendirmeci rakamlar ortaya atan, sıralamalar yapan gazetecilerin çoğu, niyetlerini saklayamıyorlar.
Bazı asırlık yayın organları ise resmen bir partinin seçim kampanyasının parçası... Bazıları da gizli veya açık, şu veya bu partinin karşıtlığını esas alıyor. 35 yıllık gazetecilik hayatım boyunca basında yandaşlığın hiç bu kadar sırıttığını hatırlamıyorum.
Gazeteci; ister iktidar, ister muhalefet, herhangi bir partiyi tutacağı zaman yorumuna haberimsi bir hava vermeye çalışır, sanki nabız tutmuş da onu yansıtıyormuş gibi görünmeye çalışırdı. Şimdi pek çok gazeteci alenen parti reklâmcısı gibi mesleğini siyasi tetikçiliğe heba ediyor. Bazı kendini beğenmiş -veya oturdukları makamlar sayesinde şereflendiklerine inanmış- üstat taslakları da akılları sıra ustaca yönlendirmecilik yaptıkları vehmi içinde bir takım tahminlerde bulunuyorlar. Bu manevralar sandığı ne kadar etkileyebilecek? Neredeyse hiç!
Zira gazete okuyanlarla televizyonların haber ve siyasi tartışma yayınlarını izleyenler zaten daha seçim kampanyaları başlamadan yönlerini çoktan tayin etmiş, oy verecekleri partiyi belirlemişlerdir. Kararsızlar, niyetsizler, ilgisizler, bilgisizler, sandık tanımazlar ise ellerine gazete almayan, televizyonların siyasi haber ve yorumlarına bakmayan kimselerdir ki, onlar 22 Temmuz günü kaleden kaleye goller atacaklar da bazıları ancak top ağlara girdikten sonra uyanacaklar... -www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.- |