Ömer Lütfi Mete | Resmi Internet Sitesi... - Sivasta CHPnin Sönüşü

Sivasta CHPnin Sönüşü PDF Yazdır E-posta
    Küçük ama derin bir haberle dünkü yazımın çıkış noktasını veren Financial Times bugün de (BBC.Turkish.com’da özetlenen) ‘Sivas izlenimleri’ ile dikkatimi çekti. Bu izlenimleri Sivas’tan gönderen şahıs Türk mü, Türkiyeli mi, İngiliz mi, başka bir milletten mi öğrenemedim ama bir şey kesin:

    Bakış, bin yıllık ‘oryantalist’ bakışı... Yazan isterse Türk olsun.

    Sitenin Financial Times’tan seçtiği cümleler şöyle:

    ‘Atatürk'ün kurduğu devletin doğum yerindeki siyasi tablo, ülke çapında laik soldan dindar sağa kayışın bir örneğini teşkil ediyor...... Türkiye'de bir kent muhalefetin kalesi olacaksa, bu Sivas olmalı ama seçime bir ay kala Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet bu kentte zemin kaybediyor..... Bir zamanlar Sivas'ı kalelerinden addeden CHP artık ziyadesiyle gölgede kalmış halde......’

    Burada birkaç temel önyargı var:

    1) Bütün dindarların Atatürk ile sorunu var, 2) Atatürk’ün fikir ve dâvasını temsil eden biricik siyasi çatı CHP’dir. 3) Bir kentte ve bu arada özellikle Sivas’ta sağ partiler daha çok oy aldıklarına göre cumhuriyet zemin kaybetmektedir, dolayısıyla sağ partiler cumhuriyet karşıtıdır. 4) Atatürk dindarları yok etmek istemiştir ama görülüyor ki başaramamış...

    Metnin satır aralarında gizli bu önyargı ve iddiaların dördü de yanlış ve iğrenç! Sivas’ı ve hatta bütün Türkiye’yi ‘Cumhuriyet’in tehlikede olduğu bir yer’ ilan etmek belki İngiliz derin çarklarının hesapları bakımından anlamlı bulunabilir ama gerçekle uzaktan-yakından ilgisi yoktur.

    Sivas’ta gözlenen manzara önce CHP’nin hem halktan ve hakikatten kopukluğunu, hem de toplumu tanıma yeteneğinden yoksunluğunu belgeler. O CHP ki, aklı sıra dine ve manevi değerlere saygılı görünmekte ama kötü tercihlere dayalı söylemleri yüzünden ‘dindarlıkla AKP’yi özdeşleştirme’ cinayet ve intiharını tekrar tekrar işlemeye devam etmektedir. Bu cinayettir, çünkü İslâmi değerleri şişleyen söz ve tavırlarla dindarları AKP çatısı altına kovalamaktadır. Bu intihardır, çünkü CHP’yi toplumun partisi olmaktan çıkarıp kitlelerden soğutmaktadır. ‘Dinci öcü’ tehdidine dayalı propaganda yüzünden ülkenin en eski siyasi çizgisi, parmakla sayılacak birkaç istisna dışında bilinçli ve ılımlı muhafazakârların bile semtine uğramak istemediği bir parti haline gelmektedir. O zaman da geriye kim kalmaktadır? AKP’den ve dindarlardan cehalet ve samimiyetle korkan saf çağdaşlık tutkunları, köktenbatıcılar, kendini Müslüman ve Türk hissetmeyenler, cinsel özgürlüğü azami derecede yaşayabilenler, eşcinselliği ilerici bir tercih sayanlar, vs...

    Tabii Sivas’taki manzaranın bir başka anlamı da CHP’liliğin ‘nesli tükenen’ bir cins haline gelmiş bulunmasıdır. Zira bu siyasi çizgiden vazgeçemeyenlerin çoğunluğu, 1) ya evlenmemekte, 2) ya çok geç evlenmekte, 3) ya da evlense bile çocuk yapmamakta, 4) yahut yapsa dahi bir, bilemediniz ikiden öteye geçmemektedir. Bu doğurganlık oranı CHP’nin neslini tüketmektedir.

    Gerçi ortalama muhafazakârların da doğurganlığı gittikçe düşmektedir ama CHP zihniyetindekilerin çoğalmayı terk edişleri nice uzun geçmişe sahip bulunduğu için denge geri gelmeyecektir. Başka bir deyişle dindarlar ve muhafazakârlar doğurmamak veya az doğurmak gibi çağdaşlığın en temel yan etkilerinden birine çok daha geç maruz kaldıkları için Türkiye’nin siyasi manzarası sağcı olmaya devam edecektir. Esasen meselemiz de budur; sağcılar kendi meziyetlerinden değil, solcuların ürememesi sayesinde kolayca iktidar olabildikleri için ülkenin ufkunu aydınlatacak, şevkini tırmandıracak bir siyasi yarış göremiyoruz.

-www.gazeteport.com adresinden alınmıştır.-

 
Kayıp Parola? |  Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ana Sayfa | İletişim | Arşiv

© 2007 Ömer Lütfi Mete | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : B.Y | kara_baskan