Anam tatlı da açmıyor artık İşi yok Aşı yok Ne su taşır Ne çamaşır Ne bulaşık, ne sökük, ne yırtık
Tavan bir kara tahta Anamın yüzü tebeşir Yol ağarır siyahta Anam evinde, evinde misafir
Düğümleniyor anamın boğazı Sözde perçin Avazı Niyazı İçin için Anam gözde kılıyor namazı
Anamın teninde sır belirmiş Ocakta Bucakta Casus gezer Anam kanser Anam bu dertten öle de bilirmiş
Soğuk güneşler batar bir uçuk benizden Sualdir anamın kaşı Sorar hala mutfaktan, sandıktan, çeyizden Hala evlat telaşı Alır karanlığını gökler hanemizden Hanemiz deryaya karşı Köpük köpük saflar yürür Karadeniz'den Anama veda yarışı Bir gam eser şimdi yamaçlardan aşağı Suya düşer lambalar Asfaltın ağlayışı sıcacık kırağı İz bırakır arabalar Çözülüp savrulur saç bağı Daha gür yanar sobalar Taşıyor her biri bir değişik merağı Efkar yüklemiş babalar Çekerler sofadan eli ayağı Uzak yakın akrabalar Anam pişirmemiş, buzdur bu aşın yağı Kaşıkta donar çorbalar
Ah alaca aydınlık ne ıssız Ne de çabuk geceleşir Yedi öksüz birer birer yalnız Ölesiye inceleşir Bir babaya bir anaya bakarsın Anaya değil aynaya bakarsın Anam çekilen bir su Babam kahır kuyusu
Olamaz böyle konuşamaz insan Nedir bu yüz asmak Hele baba bu ne ağır lisan Ne söyler bu susmak Hangi salaya çıkar bu ezan Ölüm kaç basamak En son ümide izin biter Abdest alır babam Yatsı kılınır, yasin biter Anam artık kavram Anamın yüzü mehtap mehtap Şekli var, hazzı yok Anamın sözü kitap kitap Dili var, ağzı yok Anamın özü bitap bitap Eli var, nabzı yok
|